Connect with us

Ekonomi

Sözcü yazarı Muratoğlu: “Faiz inerse dolar artacak yükseltse kovulacak”

Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, ekonomideki son gelişmelere yer verdiği yazısında Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun faiz politikasını değerlendirdi.

Published

on

Sözcü yazarı Muratoğlu: "Faiz inerse dolar artacak yükseltse kovulacak"

Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, faizi aşan enflasyon verilerini ve Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun izlemesi beklenen politikaları köşesine taşıdı.

Murat Muratoğlu, “Nitekim Başkan Kavcıoğlu, “Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar faiz enflasyon değerinin üzerinde olacak” sözü vermişti. Artırdığı anda kovulacağı aşikar… Diğer yandan piyasalara tutamayacağı sözü mü verdi? Öngöremedi mi? Ne olacak şimdi? Kaz yanmasın diye çevirme zamanı geldi! İşin aslı faiz artırımı yapsa da ekonomi adına fazla bir anlam taşımayacak. Piyasalar Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını sarayın gölgesinde iş yaptığını biliyorlar.” ifadelerini kullandı.

Murat Muratoğlu’nun “Faiz artırma sözünü tutup kovulur mu?” başlıklı yazısı şöyle oldu:

Merkez Bankası’nın verdiği taahhüdde göre, enflasyon oranı (19.25) faizi geçtiği için (19.00) bu ay faiz artırmalı…

Nitekim Başkan Kavcıoğlu, “Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar faiz enflasyon değerinin üzerinde olacak” sözü vermişti.

★★★

Artırdığı anda kovulacağı aşikar… Diğer yandan piyasalara tutamayacağı sözü mü verdi? Öngöremedi mi? Ne olacak şimdi? Kaz yanmasın diye çevirme zamanı geldi!

İşin aslı faiz artırımı yapsa da ekonomi adına fazla bir anlam taşımayacak. Piyasalar Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığını sarayın gölgesinde iş yaptığını biliyorlar.

★★★

Faiz kararı mucize yaratıp ülkenin ekonomisini düze çıkarmaz… Lakin yanlış hamleler, gereksiz kurcamalar ülke ekonomisini dibe sokar! Kontrolsüz hız felakete yol açar.

İşin ilginç yanı faiz artırsa piyasada geçerli olan faizler düşer. “Bağımsız mı acaba” diye nispeten güven gelir. Dolar geriler. Bunu bile göremeyecek kadar körler…

★★★

Ekonomiyi düzeltecek hiçbir plan program olmadan, para piyasaya girsin ekonomiye can versin diye faiz indirilsin.

Amaç; kredi faizleri düşsün, borçlanma maliyeti azalsın, yapılan inşaatlar satılsın, cirolar artsın… Peki, bunları insanların gelirini artırmadan nasıl yapacaksın?

★★★

Tek başına faizleri indirmek ne işe yarar? Türkiye’de düşük enflasyon ve işsizliğin faizlerden çok daha önemli nedenleri var.

Bunları görmezden gelirsen faiz artarken lobi, düşerken hobi dersin, geçersin. Hiçbir şeyi düzeltemezsin.

Böyle bir saçmalık olabilir mi?

“İşsizlik verilerinde şöyle bir gariplik var. Pandemi nedeniyle insanlar işlerini kaybettiler. Normalde işsiz olarak sayılmaları gerekir. Saymamak için iş gücünün dışına çıkarıldılar” diyordu sohbetimizde İstatistik Kurumu eski başkanı Birol Aydemir…

İşgücünün dışına çıkarmak, iş aramıyor çalışmak istemiyor demek… Haliyle “işsiz” olamıyor! Nitekim sayılar da bu “garip” durumu teyit ediyor.

★★★

Ülkede 63 milyon 659 bin kişi çalışabilir. Oysa ülkede çalışan sayısı sadece 28 milyon 586 bin kişidir. Yarısı bile değil… Açıklanan işsizlik sadece yüzde 10.6’da…

Nitekim Birol Aydemir, “İşsizlikte metodolojide sorun var” diyor. Yapılan hesabın yanlışlığana göz yumuluyor… Biliniyor fakat işlerine geldiği için düzeltilmiyor.

★★★

“ABD’de bu iş çıktığında işsizlik patladı, yüzde 20’lere çıktı… Bize bakıyoruz işsizlik düşüyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi” diyerek isyanını dile getirdi.

Hadi enflasyonu anladık “maaş zamlarını” falan etkiliyor da işsiz sayısında neden yalan söyleniyor? İşin açıkçası kimse “bak işsiz sayısı ülkede böyle” deyip plan program yapmıyor. Kendileri çalıp kendileri oynuyor!

Din ve İnternet İşleri Kurumu

Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş, “Sanal ve dijital dünyadan taşarak gerçek hayatı etkisi altına alan bu durum…” diye başladı, sosyal medyaya kısıtlama yapılmasının ötelenemez bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Ben de bunu sosyal medyadan okudum! Yoksa haddini aşan bu açıklama medyada yer bulur muydu?

★★★

Osmanlı’da da böyleydi… İnsanların okuryazar olması, cahillikten kurtulması birilerinin işine gelmemişti. Halk okuyup bilinçlenirse padişahı bile tahtından edebilirdi.

Bahanesi hazırdı… Matbaaya gereksinim duymayan okuma yazma oranı düşük bir toplum… Hattatların para kazanamama korkusuyla yaptıkları lobi… Osmanlıyı bu çökertti!

★★★

Bir gün çık da, “liyakat olmadan yapılan atamalar, torpil, adam kayırma kul hakkı yemektir” falan dese… Bir hırka bir zeytin tanesi diye dolaşırken üstünde altın sırmalı cübbe, elinde kılıç, kafada sarık, altında milyon liralık arabayla fetva…
Oh ne âlâ!

Sahi, müslümanlıkta “din adamı” diye bir kavram var mı? Dinden para kazanmak helal mi? Aydınlatsana bizi…

Gündem

Kadın

Dünya

sanalbasin.com üyesidir

En Çok Okunanlar