Connect with us

Emek

Sağlık çalışanları kaybettikleri hakları için Ankara’da buluştu

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kutbettin Demir, “Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF)’in çağrısı ve yönetim kurulumuzun kararı ile 8 Şubat Cumartesi günü, sağlık iş kolunda örgütlü sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Ankara Anıtpark’ta biz de İSTAHED olarak yerimizi aldık.” dedi.

Published

on

Sağlık çalışanları kaybettikleri hakları için Ankara’da buluştu
Reklamlar

Kaybettikleri hakları için 8 Şubat’ta Ankara’da buluşan sağlık çalışanları adına konuşan İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kutbettin Demir, “2010 yılında büyük umutlarla yola çıkmıştık, tüm ülke genelinde uygulanmaya başlanan aile hekimliği yolculuğumuza. O günden bu güne birinci basamak sağlık istatistiklerinde mucizelere imzalar attık. Attığımız bu imza bizzat sağlık otoritelerinin övünç kaynağı oldu. Her fırsatta tüm dünyada örnek olarak gösterildiğimizden bahsedildi. Ne var ki imzanın gerçek sahipleri için, sistemin emekçileri ve kahramanları olan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için durum hiç de umulduğu gibi olmadı, uygulamanın çalışanlar tarafındaki çekilmez hale gelen yüzü artık sessiz kalınamayacak kadar kendini göstermeye başladı. Sistemden istifalar başladı, yeni birimler doldurulamaz oldu. Zamanla mevzuatlarda yapılan değişiklikler, sağlık idarecilerinin kötü de olsa mevzuatı doğru uygulamaktan uzak tavırları, uygulamadaki eksiklikler, iller hatta ilçeler arasındaki uygulama farkları ve verilen hizmet karşılığı alınan ücretlerde meydana gelen reel düşüşler artık sistemin hizmet verenler ayağında ciddi aksamalara dolayısı ile uygulamayla oluşan memnuniyetin de azalmasına yol açtı.” diye belirtti.

“SİSTEM HİZMET VERENLER AÇISINDAN SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELDİ”

Sistemin sürdürülemez bir hale geldiğini söyleyen Demir, “Tüm bunların yanında terör boyutuna ulaşan sağlıkta şiddet, idarecisinden bankoda oturan sekretere kadar sağlık sektöründe çalışan her kesin korkulu rüyası oldu, sağlık kurumlarında çalışanlar kapıdan içeri giren her vatandaşı birazdan kendisine saldıracak mı endişesi ile karşılar hale geldi” dedi.

Demir, sözlerine şöyle devam etti:

“Sağlıkta şiddet faillerinin ciddi yaralama suçlarında bile savcılıkça salıverilmesi, suçu önlemekte yetersiz kalan hatta suçu teşvik eden ertelemeli paraya çevrilmeli cezalar konusundaki taleplere de kulaklar tıkandı. Vatandaş ile sağlık çalışanını karşı karşıya getiren mevzuat gittikçe güçlendi ve sağlık hizmeti vatandaşın sağlığına katkıdan çok, kurumların talep ettiği imzaların atılması için gelinen yerler oldu. Hiçbir bilimsel anlamı olmayan ve çalışanları büyük risklerin altına atan bu imzaları atmakta özenli davranmak bile sağlık çalışanına saldırmanın bahanesi oldu. Sağlıkta şiddetin bu kadar sıradanlaşması, genele yayılması ve karşılıksız kalması ile canından bezmiş sağlık çalışanları, örgütleri aracılığı ile buna karşı alınması gereken önlemleri defalarca ilgililerine iletti. Ne var ki bu şiddete karşı etkili olacak hiçbir önleme imza atılmadı, taleplere kulaklar tıkandı. İşte bu yüzden, yılın en soğuk günü olmasına, tüm yolların kar ve buzla kaplanmasına, Ankara’nın ayazına rağmen AHEF‘in çağrısı karşılık buldu ve 8 Şubat’ta ülkenin her yerinden gelen sağlık çalışanları Anıtpark’ta, Büyük Ankara Mitinginde buluştu. İSTAHED de tüm Yönetim Kurulu ve üç otobüsü dolduran üyeleriyle, alanda taleplerini dile getiren döviz ve pankartlarıyla hazırdı. Sabahın 4’ünde İstanbul’dan başlayan, olumsuz hava ve yol koşullarına rağmen neşe içinde geçen yolculuğumuzun sonunda Ankara’nın meşhur ayazında sıcacık miting alanına, önde Elazığ Aile Hekimleri Derneği (ELAHED) ve İSTAHED pankartlarımızla giriş yaptık. Depremin oluşturduğu yaraları sarmaya devam ettiği için mitinge gelemeyen Elazığ’lı meslektaşlarımızın kalbinin bizimle olduğunu biliyorduk ve ‘YÜREKLER ELAZIĞ’DA, ELAHED ARAMIZDA’ yazan pankartlarıyla fiziksel olarak da alanda olmalarını istemiştik. Hiç kimse geride kalmamalıydı. Hiç kimseyi arkamızda bırakmamalıydık.”

“ALANDA TALEPLERİMİZ NETTİ”

Etkin ve caydırıcı bir  ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’ istiyorduk diyen Demir, “Sağlık magandasının aynı suçu ertesi gün işlemeye cesaret edememesini istiyorduk, şiddete sebep olan tüm mevzuatın elden geçirilmesini istiyorduk. Yıllar içinde yitirilen özlük haklarımızın geri verilmesini istiyorduk. Ücretli vekâletsiz izin hakkı istiyorduk. Yıpranma payımızın geriye yönelik de işlemesini ve insanca yaşayabileceğimiz düzeyde ücretlerin verilmesini istiyorduk. Kısacası mesleğimizin saygınlığını geri istiyor, onurunu korumaya çalışıyorduk. Daha önce ilgililerine defalarca ilettiğimiz, dosyalar kitapçıklarla anlattığımız, anketlerle destekleyerek gösterdiğimiz gerçeklere tıkanan kulakları, kapanan gözleri açmak için artık başka şeyler yapmak, şarkı dinlemek değil şarkı söylemeye başlamak lazımdı.” dedi.

“ARTIK SABIR TÜKENDİ. GÖZLER GÖRENE KADAR BU HİKAYEYİ BİTİRMEYECEĞİZ”

“Yürüdüğümüz yolda engeller olacak elbet, engelsiz yolların bizi hiçbir yere götürmeyeceğini biliyoruz” diye konuşan Kutbettin Demir, şunları söyledi:

“Aklımızla, sabrımızla ve birlikteliğimize olan güvenimizle diyoruz ki; Bizzat makamlarınıza gelerek dile getirdiğimiz talepleri alanlardan haykırmanın ve sonrasında da şimdiye dek yeterince hissettirmediğimiz gücümüzü hissettirmenin vakti geldi. 8 Şubat’ta alandaydık,  bunca yıldır duymadığınız sesimizi, bir cumartesi mitingi ile de duymayacağınızı bile bile, bu mitingin sizi uyarmayacağını bile bile, bir başlangıç olarak ve birlikte alanlara inebilmenin coşkusunu sonraki eylemlere taşıyacağımızı göstermek adına alandaydık.  Soğuk Ankara hikayesi, İSTAHED için böyle kabul edilerek İstanbul’da başladı, Anıtpark’ta devam etti, miting bitti evlerimize döndük ama bu hikaye bitmedi. Tıkalı kulaklar açılana, kapalı gözler görene kadar da bu hikâyeyi bitirmeyeceğiz. Hayatımız tehlikede ve bizler bunun farkındayız. En kutsal olan hakkımızı, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışma ve yaşama hakkımızı istiyoruz. Yaşam hakkımızı savunmak için birlikte alanlarda tek ses olduğumuz; AHEF üyesi Tüm İl Derneklerine, ASEF’e TAHUD’a, Türk Sağlık Sen’e, Genel Sağlık İş’e AHESEN’e, BDS’ye ve destekleyen illerin Tabip Odalarına da selam olsun. Birlikte kazanacağız.”

Emek

İşçiler 81 ilde “kıdem tazminatında fona hayır” diyecek

Türk-İş, pazartesi günü 81 ilde basın toplantısı yapacak. İşçiler, bir kez daha kıdem ve ihbar tazminatının kaldırılmasına ‘Karşıyız’ diyecek.

Published

on

By

İşçiler 81 ilde “kıdem tazminatında fona hayır” diyecek
Reklamlar

Hükümetin kıdem tazminatını fona dönüştürme girişimi karşısında Türk-İş bugün kıdem tazminatını görüşmek üzere başkanlar kurulunu toplantıya çağırdı. Pazartesi günü ise 81 ilde basın toplantısı yapılarak “kıdem tazminatında fona hayır” denilecek.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre sendika binaları, işyerleri, evler, arabalar posterlerle donatılacak. Türk-İş ayrıca 25 yaş altı ile 50 yaş üstüne getirilmek istenilen “belirli süreli sözleşmelerin” de kıdem ve ihbar tazminatını ortadan kaldıracağına dikkat çekerek “Karşısındayız” vurgusu yapacak.

Türk-İş Başkanlar Kurulu bugün saat 10.00’da toplanacak. Toplantı sonrasında da başkanlar kurulu bildirisinin yayımlanması bekleniyor. Türk-İş, bölge ve il temsilciliklerine gönderdiği yazıda 29 Haziran pazartesi günü saat 11.00’de düzenlenecek basın toplantılarına ilişkin bilgi verdi.

Toplantıya şube başkanları, yöneticileri ve işyeri temsilcileri ile birlikte salgın önlemlerine dikkat edilerek geniş bir katılım sağlanması istendi. Türk-İş basın toplantısında yararlanılmak üzere bölge ve il temsilciliklerine açıklama metni de gönderdi. Pazartesi günü basın toplantılarında okunacak olan bu metinde, son günlerde çalışma yaşamında sıkıntılı bir durum yaşandığı, kıdem tazminatıyla ilgili bazı düzenlemeler yapılmak istendiğine dikkat çekildi.

İşsizlik Sigortası Fonu kesintilerinin artırılmak istendiği, 25 yaş altı ve 50 yaş üstünde çalışanlara esnek çalışma getirilerek kıdem ve ihbar tazminatının ortadan kaldırılacağına işaret edilen metinde, kıdem tazminatı kaldırılarak yerine tamamlayıcı emeklilik sistemi getirileceği ancak ortada paylaşılan bir taslak olmadığı vurgulandı.

“Kabul etmiyoruz”

Değişiklik için sosyal tarafların talebinin bulunmadığı, mutabakat da olmadığına işaret edilen metinde, ekonomide mevcut sıkıntıların aşılması için çözümün yine işçide arandığı, faturanın işçiye kesildiği belirtildi. Kıdem tazminatı hakkının masaya yatırılmak istendiği, daha esnek bir çalışma düzeninin kabul ettirilmeye çalışıldığı dile getirilen metinde, “Bunların hiçbirisini kabul etmiyoruz. Kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir” denildi.

18 yıldır aynı hikaye!

Hükümetin kıdem tazminatını fona dönüştürmede uzlaşı sağlayabilmek için “bilim kurulu” oluşturacağı öğrenildi. Kıdem için “bilim kurulu” yeni değil. Fon ile ilgili tartışmalar 4857 sayılı İş Yasası’nın hazırlık çalışmaları ve sonrasında da gündeme geldi. 2001 yılında Bilim Kurulu tarafından hazırlanan İş Yasası Taslağı’nda fona yer verildi.

Bilim Kurulu tarafından hazırlanan kıdem tazminatı fonu ile ilgili yasa taslağı Haziran 2002’de gündeme taşındı. Taslağa göre, fon Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı, özel hukuk hükümlerine tabi, mali ve idari yönden özerk, özel bütçeli ve tüzelkişiliğe sahip bir kamu kuruluşu olacaktı.

Fon Yönetim Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın önerisi üzerine müşterek kararname ile atanacak bir temsilci ile en fazla işvereni temsil eden işveren konfederasyonu tarafından seçilen iki ve en fazla işçiyi temsil eden işçi konfederasyonunca seçilen bir üyeden oluşacaktı. 2002’de Bilim Kurulu tarafından hazırlanan bu taslak özellikle işçi kesiminden gelen eleştiriler nedeniyle rafa kaldırıldı.

Okumaya Devam Et

Emek

Test için hastaneye giden işçiler, telefonlarına gelen mesajla işten çıkarıldı

Diyarbakır’da 100’e yakın işçinin çalıştığı tekstil fabrikasında 4 işçi koronavirüse yakalandı. Fabrika çalışanları, işletmenin herhangi bir tedbir almadan faaliyetine devam etmesi üzerine iş bırakıp hastanenin yolunu tuttu. Koronavirüs testi yaptırmak için hastaneye giden işçilerden 8’i, cep telefonlarına gelen mesajla işten çıkarıldığını öğrendi.

Published

on

By

Test için hastaneye giden işçiler, telefonlarına gelen mesajla işten çıkarıldı
Reklamlar

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde bulunan bir tekstil fabrikasında 4 işçinin koronavirüs testi pozitif çıktı. 100’e yakın işçi, temas halinde oldukları gerekçesiyle iddiaya göre işletmeden test yapılmasını ve faaliyetlerinin durdurulması istedi. İşletme yetkilileri, iddiaya göre faaliyetlerin durdurulmayacağını ve hastaneye izinsiz gidenlerin işten çıkarılacağını bildirdi. Bu duruma tepki gösteren çalışanlar, işlerini bırakıp test yaptırmak için toplu halde hastanenin önüne geldi. Dün koronavirüs testi yaptırmak için hastaneye gelen işçilerden 8’inin işine son verildi. İşten çıkarıldıklarını cep telefonlarına gelen mesajla öğrenen işçilerin dünyası başlarına yıkıldı.

‘Fabrika çalışıyor açık durumda’

İşten çıkarılan işçilerden Mürsel Çalışır, fabrikanın faaliyetinin devam ettiğini öne sürerek, kendilerinin işten çıkarıldığını söyledi. Çalışır, “6 vaka çıktı, biz bu şartlar altında çalışamayız dedik, test yapmaya gidelim dedik onar aldırış etmedi. Biz de iş çıkışı test yapmaya gittik, teste gittiğimizde işten çıkarıldığımızı öğrendik. Dün haberimiz olmadan çıkışımızı vermişler, 29. maddeye göre işten çıkartmışlar, bizde araştırdık, 29. madde yüz kızartıcı madde olduğunu öğrendik. Kesinlikle yüz kızartıcı herhangi bir şey yapmadık, ne kimseyi darp ettik ne hakaret ettik ne de bir temasta bulunduk. Şuan 8 kişi işten çıkartılmış. Korona virüs testi pozitif olan arkadaşlar, tekstilde şuan çalışmaya devam ediyor. Kesin bilgi aldık, çalışan arkadaşlar bize haber verdi, fabrika çalışıyor açık durumda, insanların sağlığını hiçe sayılıyor” dedi.

Test için hastaneye giden işçiler, telefonlarına gelen mesajla işten çıkarıldı

‘İşten çıkarıldığını gelen mesajla öğrendim’

Fabrika çalışanlarından Mehmet Menekşe de işten çıkarıldığını telefonuna gelen mesajla öğrendiğini söyledi. Menekşe, “Dün iş yerinde korona virüs çıktı, bu şartlarda çalışmayacağımızı iş yerine bildirdik, onlar ise bize test yapmayacağını söylediler. Biz de hastaneye geldik, oradan eve giderken bana mesaj geldi, SGK’dan 29. maddeye göre işten çıkarılmışız denildi. 29. madde yüzünden ben işsizlik maşı alamıyorum, devletin herhangi bir yerinde yardım talep edemiyorum. Çocuklarım işten çıktığımı bilmiyor, şuan 5 parasız maaşımızda yatmamış, avukatlık durumumuz var, avukata verecek paramız dahi yok. Devlet yetkililerden yardım talep ediyoruz, yasak olmasına rağmen tazminat vermemek için bizi 29. maddeyi öne sürerek işten çıkardılar. 4 çocuğumla birlikte 6 kişiyiz, gariban bir insan olarak hakkımı versinler. Çıkartabilirler, tazminatımı versinler, işsizlik maşı alayım zor süreçte 29. maddeden dolayı hiçbir şey yapamıyoruz. Cumhurbaşkanımızdan yardım talep ediyoruz” diye konuştu.

Fabrika yetkilileri ise hiç kimseyi işten çıkarmadıklarını belirterek, işletmenin ise kapalı olduğunu savundu.

Okumaya Devam Et

Emek

İstanbul’da 2 bin 279 işçi virüse yakalandı, 28 işçi hayatını kaybetti

İstanbul’da 2 bin 279 işçi virüse yakalandı, 28 işçi hayatını kaybetti. İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, “Patronların kâr hırsı uğruna işçilerin hayatı tehlikeye atılıyor” açıklaması yaptı

Published

on

By

İstanbul’da 2 bin 279 işçi virüse yakalandı, 28 işçi hayatını kaybetti
Reklamlar

İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu (İİSŞP), koronavirüs salgını sürecinde farklı işkollarında çalışan işçilerin durumuyla ilgili online basın toplantısı gerçekleştirdi.

Toplantıda açıklanan raporda, İstanbul’da 2 bin 279 işçinin Covid-19 testinin pozitif çıktığı, 2 bin 350 işçinin evde ya da hastanede karantina altında olduğu, 28 işçinin ise virüs nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. Salgına karşı en tedbirsiz işyerlerinin sendikasız işyerleri olduğuna dikkat çekilen raporda, işkollarına ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. Bu değerlendirmeler özetle şöyle:

DERİ VE TEKSTİL

Bilgi alınabilen 200 fabrikada Covid-19 testi pozitif çıkan işçi sayısı 83. 3 işçi virüs nedeniyle vefat etti. 86 fabrika, işçilerine zorla yıllık izin kullandırdı. 102 fabrika ise işçileri ücretsiz izne çıkardı. Sadece 2 fabrika işçilere ücretli izin verdi. 47 fabrika üretime halen kesintisiz devam ediyor, bunlardan 9’unda vaka görülmüş. 200 fabrikada pandemi döneminde işten çıkarılan işçi sayısı 460.

GENEL İŞLER

İBB’de 477 vaka görüldü, hayatını kaybeden işçi sayısı 5. Vakaların görüldüğü iş alanları temizlik, güvenlik, ulaştırma birimi, İGDAŞ ve İETT. 2 bin işçi de karantinada. İstanbul’da 39 ilçe belediyesinin tamamında virüs vakasına rastlandı.
n LİMAN-DEPO-ANTREPO: Ambarlı Limanı’nda bulunan 3 büyük firmanın tamamında virüs vakası görüldü, 25 işçinin testi pozitif çıktı. Tuzla’da bulunan 8 tersanede testi pozitif çıkan işçi sayısı ise 57. İstanbul’da bilgi alınabilen 17 depoda 170 işçinin testi pozitif. 2 işçi hayatını kaybetti.

GÜVENLİK

İstanbul’da 80 güvenlik işçisinin testi pozitif çıktı.

GIDA

25 fabrikada testi pozitif çıkan işçi sayısı 70.

MAĞAZA

Covid-19 nedeniyle en çok işsizliğin yaşandığı sektör. 7 zincir mağazada Covid-19 testi pozitif çıkan işçi sayısı 47.

SAĞLIK

İstanbul’daki devlet hastanelerinin neredeyse tamamında Covid-19 pozitif vakasına rastlandı. Testi pozitif çıkan sağlık işçisi sayısı yaklaşık bin. Sağlık sektöründe 17 işçi virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

PETROKİMYA

32 fabrikadan testi pozitif çıkan işçi sayısı 140. Toplamda kronik rahatsızlığından kaynaklı süresiz ücretli izne ayrılan işçi sayısı 200. İşyerlerinde vaka çıkması nedeniyle 350 işçi evlerinde karantinada.

METAL

İstanbul’daki 34 fabrikada Covid-19 testi pozitif çıkan işçi sayısı 63, ölen işçi sayısı 1.

TAŞIMA

17 işyerinde testi pozitif çıkan işçi sayısı 67.

Raporda, çalışma zorunluluğu olmayan sektörlerde üretimin sürdürülmesiyle birlikte, işçi sağlığının kâr uğruna tehlikeye atıldığı vurgulandı. Raporda ücretli izin, yaygın test ve ücretsiz sağlık hizmetine ulaşım hakkının tüm çalışanalar için hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kaynak: Birgün

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar