Connect with us

Sağlık

Koronavirüsü hafif geçirdiğimiz nasıl anlaşılır?

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, koronavirüsü farkında olmadan ya da hafif geçirenlerdeki belirtileri açıkladı.

Published

on

Koronavirüsü hafif geçirdiğimiz nasıl anlaşılır?
Reklamlar

Tüm dünyada corona virüsüyle mücadele devam ederken, ölü sayısındaki artış engellenemiyor. Öte yandan hastalığı farkında olmadan ya da hafif belirtilerle geçirenlerin sayısının da hayli fazla olduğu söyleniyor.

Bu yüzden başta ABD olmak üzere birçok ülkede bağışıklık kazanan kişileri tespit etmek için hastalığı hafif atlatanlara yönelik testler geliştiriliyor. Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu konuda merak edilenleri şöyle anlattı.

Kovid-19’u hafif geçirip geçirmediğimizi nasıl anlarız? Böyle bir test yapılabiliyor mu?

Kovid-19’u toplumda en yoğun 20-49 yaş grubu geçiriyor. Ancak bu grubun sadece yüzde 15-20’sinde hastaneye başvuracak şiddette belirtiler oluyor.

Hastalığı hafif belirtiler veya tamamen belirtisiz geçirenlerde bir hafta sonra antikor çıkmaya başlıyor ve 2 hafta sonra tespit edilebiliyor. Belirtisiz geçirenler, evinde pozitif çıkan bir hasta olduğu zaman yapılan taramalarda tespit ediliyor. Bu hastalarda antikor gelişip bağışıklık oluyor.

Hafif geçirenlerde ne gibi belirtiler olur?

Bu kişilerdeki en önemli belirti halsizlik ve sırt ağrısı oluyor. Bununla birlikte daha az olmakla birlikte, öksürük ve üşüme, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler yaşanabiliyor.

Bu kişilerin organlarında da hasar kalır mı?

Hafif geçirenlerde hasar hemen hemen hiç kalmıyor.

Kovid-19’u bir kez atlatan tekrar geçirebilir mi?

Bu soruya yanıt olarak teorik bilgilerimize dayanarak, “evet geçirebilir” diyoruz. 31 Aralık 2019’dan 15 Nisan 2020 tarihine kadar dünyada görülen 2 milyona yakın vakayla ilgili bilgilere baktığımızda; hastaların iyileştikten sonra yüzde 30 kadarında antikor tespit edilmiş.

Ancak bu antikorların düşük düzeyde olduğu görülüyor. Düşük düzey antikorun ne kadar virüsü yok edebilecek güce sahip olduğunu açıkçası bilmiyoruz.

Dolayısıyla bir kez geçirebilen tekrar geçirebilir düşüncesiyle hareket edilmeli ve salgın pandemi sınırında devam ettiği sürece sosyal mesafeye çok dikkat edilerek, diğer korunma önlemlerine de sıkı sıkıya uyulmalı. Şu anki bilgilerimiz teorik ve bir 6 ay daha hastalığın izlenmesi gerekiyor.

Sağlık

Koronavirüs dişleri de vuruyor!

Kovid-19 nedeniyle yaşadığımız belirsizlik, karantina süreçleri ve sosyal izolasyon gibi süreçler, psikolojimizi olumsuz etkilerken, kelimenin tam manasıyla “dişimizi sıkmamıza” da neden oluyor.

Published

on

By

Koronavirüs dişleri de vuruyor!
Reklamlar

Gündüz kontrol altında tutabildiğimiz stres ve endişe geceleri, uyku sırasında diş sıkma ve diş gıcırdatma olarak kendini gösterebiliyor. Öyle ki son dönemlerde diş sağlığı kliniklerine yapılan diş kırılması başvurularının büyük çoğunluğunun temelinde halk arasında “diş gıcırdatma” ya da “diş sıkma” olarak bilinen bruksizm bulunuyor.

Diş kırıklarının yanı sıra diş sıkmaya bağlı ağrıların da yaşam kalitesini çok olumsuz etkilediğine işaret eden Acıbadem Altunizade Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, “Dişlerini sıkanlar genellikle bunun farkında olmuyor. Diş sıkmaya bağlı olarak gelişen ağrılar da migren ya da fibromiyalji ile karıştırılıyor” diyor. Diş sıkmanın daha çok mükemmeliyetçi yapıya sahip kişilerde, performans sporcularında ya da stresli işlerde çalışanlarda görüldüğünü anlatan Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, bu alışkanlığın önüne geçmek için farkındalığın önem taşıdığını, ayrıca gece ağız içine yerleştirilen aparatlar (apareyler) sayesinde de diş sıkmanın engellenebildiğini belirtiyor.

KULAK ÇINLAMASI DA BELİRTİLER ARASINDA

Gündüz ya da gece diş sıkma olarak kendini gösteren bruksizm, biyolojik, psikolojik ve sosyal davranışların etkileşimi ile ortaya çıkabiliyor. Stresin artmasının bruksizme neden olduğunu ve var olan durumu ağırlaştırdığını dile getiren Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dişlerini sıkan kişilerde sıklıkla çene, baş, boyun, kulak ağrısı görülüyor. Kulakta çınlama, çene açma kapamada ‘klik’ sesi, sabah ağrılı ve yorgun uyanma da şikayetler arasında. Ayrıca bu kişilerde alt yüz bölgesinin daha geniş, köşeli bir hal alması, dişlerde ve dolgularda aşınma ve kırılmalar da gözlenebiliyor.”

Koronavirüs dişleri de vuruyor!

ÇENE KASLARI KUVVETLENİYOR

Yoğun belirsizlik yaşadığımız bu günlerde stresi gündüz kontrol altında tutabildiğimizi ancak geceleri farkında olmadan yansıttığımızı kaydeden Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, “Pandemi döneminde, karşılaştığımız diş kırıkları da çoğunlukla darbe ya da akut travmaya bağlı ön dişlerde değil, çiğneme kuvvetinin daha fazla olduğu arka bölgedeki azı ve küçük azı dişlerinde. Çünkü gece diş sıkarken uygulanan kuvvet, gündüz çiğneme işlemi yapılırken uyguladığımızdan çok daha fazla oluyor. Nasıl kol kasları fazla çalıştığında, egzersiz yaptığımızda kuvvetlenir, dışarıdan bakıldığında kaslar belirginleşirse bruksizmde de aşırı diş sıkmaya bağlı çene kasları kuvvetleniyor” diyor.

DİŞİNİ SIKANLAR FARKINDA DEĞİL

Bruksizm sorunu yaşayanlar genellikle bu durumun farkında olmuyor. Çene kaslarını yoğun sıkmaktan kaynaklanan ağrıların da migren ve fibromiyalji ile karıştırıldığını ifade eden Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, farkındalığa dikkat çekiyor. Gündüz dişini sıktığını fark eden kişinin “Bunu yapmamalıyım” diyerek alışkanlığını önleyebildiğini ancak geceleyin bilinçsizce diş sıkmaya devam ettiğini anlatan Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, çözüm ve tedavi konusunda da şunları söylüyor: “Pandemi sürecinde, gündüz diş sıkmanın önüne geçmek için farkındalıkla davranış yönlendirmesi yapılabilir, kasların gevşemesine yönelik desteklerden faydalanılabilir. Geceleri ise diş hekimlerince yapılan; dişler, çene ve yüz kaslarına yönelik olarak kişiye özel hazırlanan ağız içi plakları, çene kasına botoks uygulamaları ve dişlerin çiğneyici yüzeylerinin düzenlenmesi gibi tedavi yolları denenebilir”

ÇÜRÜKLER VE DİŞ ETİ HASTALIKLARI İKİNCİ SIRADA

Bruksizmin yanı sıra pandemi döneminde öne çıkan diş sorunları arasında çürükler ve diş eti hastalıkları da bulunuyor. Dişin sert dokusunun giderek yumuşamasına, harap olmasına neden olan enfeksiyon “çürük” olarak adlandırılıyor. Tedavi edilmediği durumda ise abseye, yüzde şişme ve ağrıya yol açabiliyor. Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, zamanında tedavi edilmeyen çürük nedeniyle diş kaybı yaşanabileceğine dikkat çekerek düzenli diş kontrolünün önemine dikkat çekiyor. Yeni normalleşme süreci ile birlikte, diş hekimi ziyaretlerinin de başladığını kaydeden Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, diş eti hastalıkları ile ilgili de şöyle konuşuyor:

“Diş fırçalama ve ağız hijyeninin ertelenmesi ile mikroorganizmalar dişe yapışır, diş plağı oluşur. Plak birikiminin artması ile daha sert olan diş taşları oluşur ve fırçalama ile dişlerden uzaklaştırılamaz. Gingivitis dediğimiz diş eti hastalığında diş etleri kolayca kanar, rengi pembeden kırmızıya döner, dişlerde hassasiyetler oluşabilir. Tedavi edilmediğinde diş etindeki enfeksiyon dişleri çevreleyen çene kemiğini etkiler ve dişlerde sallanma başlayabilir.” Dr. Diş Hekimi Hatice Ağan, düzenli dış fırçalayan, diş ipi kullanan, ağız ve diş bakımına özen gösteren kişilerde diş eti kanamasının C vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceğini de sözlerine ekliyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Yüksek sıcaklık ve hava kirliliği prematüre bebek ya da ölü doğumlara neden olabilir

İklim değişikliğinin riskli gebeliklere neden olabildiği, yüksek sıcaklıklara ya da hava kirliliğine maruz kalan hamile kadınların bebeğinin, prematüre veya düşük kilolu olması veya ölü doğma olasılığının yüksek olduğu bildirildi.

Published

on

By

Yüksek sıcaklık ve hava kirliliği prematüre bebek ya da ölü doğumlara neden olabilir
Reklamlar

Amerikan Tabipler Birliğine bağlı JAMA Network Open’da yayımlanan bir araştırmada, 32,8 milyondan fazla doğum analiz edildi ve yüksek ısı ve hava kirliliğinin, hamilelik ve yeni doğan bebekler üzerindeki etkileri incelendi.

Yüksek sıcaklıklara ya da hava kirliliğine maruz kalan hamile kadınların prematüre, düşük kilolu veya ölü doğan bebeklere sahip olma olasılığının yüksek olduğuna dikkat çekilen araştırmada, bu tür çevresel faktörlerden ise en fazla, Afrika kökenli Amerikalı anne ve bebeklerin etkilendiğine işaret edildi.

Doğumdan bir hafta önce, her 1 derecelik sıcaklık artışının, bebeğin ölü doğma olasılığını yüzde 6 artırdığı kaydedilen araştırmada, gebeliğin son üç ayında aşırı derecede hava kirliliğine maruz kalmanın ise ölü doğum riskini yüzde 42 artırdığı ifade edildi.

Araştırmada, iklim değişikliğinin kötüye gitmesinin, bebeklerin sağlığını daha fazla etkileyebileceği uyarısı da yapıldı.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Kırmızı etin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Kırmızı et zamanla farklı bozulma belirtileri gösterebilir. Bozulduğunu anlamak için etin türüne göre; kokusunu, rengini ve dokusunu kontrol ederek hızlıca önlemler alabilirsiniz. Peki, etin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Published

on

By

Kırmızı etin bozulduğu nasıl anlaşılır?
Reklamlar

Kırmızı et zamanla farklı bozulma belirtileri gösterebilir. Bozulduğunu anlamak için etin türüne göre; kokusunu, rengini ve dokusunu kontrol ederek hızlıca önlemler alabilirsiniz. Eğer etin bozulup bozulmadığından emin değilseniz, sizin için paylaştığımız püf noktalarını mutlaka inceleyin. Tüm bu maddeler dışında etin bozulduğundan hala şüphe ediyorsanız sakın tüketmeyin! Peki, etin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Son tüketim tarihini kontrol edin

Kırmızı etin ortalama raf ömrü 1ila 3 gün, pişmiş etin ise 7 ila 10 gün arasındadır. Gıda zehirlenmesini önlemek için tüketim tarihinden itibaren bu süreleri geçen eti mutlaka çöpe atın.

Buzdolabında 5 günden fazla kaldıysa…

Etin buzdolabında ne kadar dayanacağı türüne göre değişebilir. Örneğin, kıyma paketlenme tarihinden itibaren buzdolabında 1-2 gün kadar bekletilebilir. Parça et, biftek ve rostoluk et ise 3-5 gün kadar dayanabilir.

Et dondurulmuşsa…

Eğer et dondurulursa daha uzun süre dayanır. Etiniz buzdolabınzda birkaç gün beklediyse ve henüz ne yapmak istediğinize karar vermediyseniz bozulmasını önlemek için hızlıca derin dondurucuya koyun ve saklayın.

Kırmızı etin bozulduğu nasıl anlaşılır?

Etten kötü koku geliyorsa…

Eğer etten ekşi ve piş bir koku geliyorsa, bu durum bozulduğunu gösterir. Bozulmuş etten çok keskin ve farklı bir koku gelir. Böyle bir durumda eti sakın tüketmeyin.

Etin kokusunu anlamak için…

Etin kokusunu anlamak için sakın burnunuza yaslamayın ya da yaklaştırmayın. Bunun yerine, avucuzunu bir yelpaze gibi kullanarak etin üzerinden yüzünüze doğru hava göndererek kontrol edin.

Yeşil renge dönüşmüş eti sakın yemeyin!

Bozulan etler genellikle yeşil veya yeşilimsi kahverengiye dönüşür. Bu eti tüketmeniz sağlığınızaçısından çok zararlıdır. Böyle bir durumda eti çöpe atın.

Etin üzerinde parlaklık varsa…

Etin yüzeyindeki parlaklık sıcağa, ışığa veya işleme tabi kaldığından kaynaklanabilir. Bu durum bozulma ya da düşük kaliteli olduğunu göstermez. Ancak bununla birlikte etin renginden şüphe duyuyorsanız sakın kullanmayın.

Etin dokusunu kontrol edin

Bozulmuş kırmızı ete dokunduğunuzda genellikle yapışkan bir kıvamla karşılaşırsınız. Etin üzerinde cıvık ve yapışkan bir tabaka hissediyorsanız o eti sakın kullanmayın.Bu durum etin bakteri üremeye başladığı anlamına gelir.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar