Connect with us

Gündem

Koronavirüs salgınıyla ilgili yanıtı hala bilinmeyen 9 soru

Published

on

Koronavirüs salgınıyla ilgili yanıtı hala bilinmeyen 9 soru
Reklamlar

Herkese çok daha fazla zaman geçmiş gibi gelse de, yeni tip koronavirüsün ortaya çıkışından bu yana sadece üç aydan biraz daha fazla bir zaman geçti.

Dünya genelinde bilim insanlarının olağanüstü çabalarına rağmen, halen bu virüsle ilgili bilinmeyen çok fazla şey var.

Koronavirüsle ilgili halen yanıtı aranan bazı sorular şunlar:

Koronavirüs salgınıyla ilgili yanıtı hala bilinmeyen 9 soru

1. Kaç kişiye bulaştı?

En basit ancak en kritik sorulardan birisi bu.

Dünya genelinde koronavirüs taşıdığı tespit edilen kişilerin sayısı yarım milyonu geçti ancak bu gerçek sayının aslında çok ufak bir kısmını temsil ediyor.

Ayrıca, virüsü taşıyan ancak hastalanmayan asemptomatik kişilerin sayısının bilinmemesi durumu daha da karmaşık bir hale getiriyor.

Antikor testinin geliştirilmesiyle birlikte kimlerin virüsü taşıyıp taşımadığı da tespit edilebilecek. Ancak bundan sonra virüsün ne kadar geniş bir kitleye ve ne kadar hızlı bir şekilde yayılmış olduğu anlaşılacak.

2. Aslında ne kadar ölümcül?

Dünya genelindeki gerçek toplam vaka sayısını bilmeden, ölüm oranını tespit etmek de mümkün değil.

Şu anda yapılan hesaplamalar, virüsü kapanların yüzde 1’inin hayatını kaybettiğini gösteriyor.

Ancak asemptomatik kişilerin sayısının çok olması halinde aslında ölüm oranı da daha düşük düzeylere gerileyebilir.

3. Belirtiler neler?

Koronavirüsün başlıca belirtileri ateş ve kuru öksürük. Esas olarak bu iki şikayetin olup olmadığı yakından izleniyor.

Bununla birlikte bazı hastalarda boğaz ve baş ağrısı ile ishal gibi şikayetlerin de görüldüğü bildiriliyor. Hatta bazı kişilerin koku ve tat hislerini kaybetmekten şikayet ettikleri de belirtiliyor.

Ancak en önemli soru burun akıntısı ve hapşırık gibi hafif ve grip benzeri belirtilerin Covid-19 için de geçerli olup olmadığı. Zira bazı Covid-19 hastalarında, burun ve geniz akıntısı ile hapşırık da görülüyor.

Yapılan araştırmalar, bu durumun olasılıklar dahilinde olduğunu ve grip olduğunu sanıp yeterli önlem almayan kişilerin de virüsün yayılmasına bilmeden katkıda bulunmuş olabileceğine işaret ediyor.

4. Virüsün yayılmasında çocukların rolü ne?

Çocukların da koronavirüse yakalanabileceği biliniyor. Ancak çocukların büyük bir bölümü, hastalığı hafif atlatıyor ve diğer yaş gruplarına kıyasla en düşük ölüm oranlarından birisi çocuklarda görülüyor.

Çocuklar genellikle park, okul, ziyaret gibi yerlerde genellikle çok sayıda insanla sosyalleştiği için bu tarz virüsler için süper yayıcı oluyor.

Ancak yeni tip koronavirüsün yayılmasında çocukların nasıl bir rol oynadığı henüz bilinmiyor.

5. Virüsün kaynağı ne?

Virüs, 2019 yılının sonunda Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıktı. Şehirdeki vakaların bir canlı hayvan pazarında kümelendiği tespit edildi.

Resmi olarak Sars-CoV-2 olarak adlandırılan yeni tip koronavirüs, yarasalarda görülen virüslerle benzerlik taşıyor.

Ancak virüsün yarasadan henüz bilinmeyen bir ya da daha fazla hayvan türüne geçtiği ve buradan da insanlara sıçradığı düşünülüyor.

Bu yayılma zincirindeki eksik parça henüz tamamlanmış değil ve bu zincir ileride başka virüsün yayılmasında da rol oynayabilir.

Koronavirüs salgınıyla ilgili yanıtı hala bilinmeyen 9 soru

6. Yaz aylarında virüs etkisini yitirecek mi?

Grip ve nezle, kız aylarında yaza kıyasla daha çok görülüyor. Ancak havaların ısınmasının koronavirüsün yayılma hızını etkileyip etkilemeyeceği ise henüz bilinmiyor.

İngiliz hükümetinin bilim danışmanları, virüsün yayılımında mevsimlerin etkisinin olup olmadığının netleşmediğini belirtti. Havaların ısınması yayılımı yavaşlatacak bir etki yapacak olsa bile bunun nezle ve gribe kıyasla daha az olması bekleniyor.

Yaz aylarında koronavirüs salgınında bir yavaşlama olması halinde bile kış geldiğinde vakaların yeniden sıçrama yapması da olasılıklar dahilinde.

7. Neden bazı kişiler hastalığı daha ağır geçiriyor?

Virüsü kapanların çok büyük bir bölümü Covid-19’u hafif bir şekilde atlatıyor. Ancak kapanların yaklaşık yüzde 20’si daha ciddi sorunlar yaşıyor.

Bunun nedeni henüz bilinmiyor.

Ancak kişilerin bağışıklık sisteminin sağlamlığı ve genetik etkenlerin rol oynuyor olabileceği düşünülüyor.

Bu durumun nedenlerinin tam olarak tespit edilmesi, hastaların yoğun bakıma kaldırılacak kadar ağırlaşmalarını engelleyecek önlemlerin belirlenmesinin ilk adımı olarak görülüyor.

8. Bağışıklık ne kadar sürüyor ve virüsü ikinci kez kapma ihtimali var mı?

Virüse karşı bağışıklığın ne kadar sürdüğüne dair çok fazla spekülasyon ancak çok az kesin bilgi var.

Virüsü kapıp hastalanan ve daha sonra iyileşen kişilerin bağışıklık kazanması gerekiyor. Ancak Covid-19’un ortaya çıkmasından bu yana çok az bir zaman geçtiği için henüz bağışıklığın ne kadar dayanıklı olduğuna dair uzun vadeli bir veri bulunmuyor.

Hastalığın ikinci kez tespit edildiği söylenen hastalar için virüsten arındıkları yönündeki test sonuçlarının hatalı olabileceği yorumları yapılıyor.

İnsanların ne düzeyde bağışıklık kazandığı, bu virüsün uzun vadeli seyrinin anlaşılması için de kritik önem taşıyor.

9. Virüs mutasyona uğrar mı?

Virüsler her zaman mutasyona uğrar. Genetik kodlarında meydana gelen değişimlerin büyük bir bölümü önemli bir fark ortaya çıkarmaz.

Genel kanı, virüslerin uzun vadede daha az ölümcül hale geldiği yönünde. Ancak bu da kesin değil.

Virüsün mutasyona uğraması halinde, gripte olduğu gibi vücudun artık bu virüsü tanıyamaz hale gelmesinden ve tekrar bir salgına dönüşmesinden endişe ediliyor.

Gündem

Koronavirüs salgını sırasında uçak yolculuğu ne kadar güvenli?

Published

on

By

Koronavirüs salgını sırasında uçak yolculuğu ne kadar güvenli?
Reklamlar

Koronavirüs salgını sırasında dünya genelinde uçak yolculukları durma noktasına geldi. Nisan’daki düşüş, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 95 civarındaydı.

Bazı havayolu şirketleri hiç uçak kaldırmadı, bazıları ise tedarik zincirinin devamına katkıda bulunmak ve ne kadar olursa para kazanabilmek için kargo taşımacılığına yöneldi.

Uçuşlarını askıya alan birçok şirket şimdi yeniden seferlerine başlıyor. Easyjet, bu ayın başlarında uçuşlarına sınırlı sayıda seferle başladı. Ryanair Temmuz’dan itibaren uçuşlarının yüzde 40’ını başlatacağını söylüyor. Sınırlı sayıda sefer başlatan Air France ve Lufthansa da talebe göre uçuşlarını artırmayı umuyor.

İngiltere’de ise 8 Haziran’da alınan bir kararla, ülkeye giriş yapanların iki hafta süreyle kendilerini karantinaya alma zorunluluğu getirildi. Bu karar, uçak yolculuğu yapacak olanların durumunu zorlaştırdı.

Fakat hükümetin riskin düşük olduğu belli ülkeler için bu kuralı yakında kaldıracağı konuşuluyor. Böyle bir karar, insanların popüler turizm merkezlerine gidebilmelerini sağlayacak.

Peki yolcular, güvenli bir şekilde uçabilecek mi? Ya da enfeksiyon riski altında mı olacaklar?

İki arka ya da iki ön sıra kuralı

Covid-19, görece yeni bir virüs. Bu nedenle uçak yolcuları arasında virüsün nasıl yayılabileceğine dair yeterince veri yok. Ama daha önce solunum yolu hastalıklarının uçaklarda nasıl yayıldığına ilişkin yapılmış araştırmalar var.

ABD Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezleri CDC, mevcut veriler ışığında ciddi enfeksiyonları bulunan kişilerin iki sıra önünde ve iki sıra arkasında oturan yolcuları izlemeye çalışıyor.

2018’de Atlanta’daki Emory Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada yolcular ve mürettebatın uçak içindeki hareketleri temel alınarak bunun hastalığın bulaşmasına nasıl etkisi olduğuna bakıldı.

‘Bir metre uzaktakiler için sorun yok’

Bilgisayar modellemelerine dayandırılan araştırmada şu sonuca varıldı:

“Zerrecik yoluyla bulaşan solunum yolu hastalıklarında, hasta kişiden bir metre daha uzakta oturan kişilere hastalık bulaşmasıolası değil. Bu nedenle hastalığın bulaşma olasılığı bir ön ya da bir arka sırayla sınırlı.”

Buna tezat bir şekilde, aynı bilim insanları tarafından yapılan başka bir araştırmada, gerçek hayat koşullarında Sars ya da grip vakalarında, hastaların sadece yakınındakilere değil, uzakta oturan yolculara da virüs bulaştırabileceğine işaret ediyordu.

Uzmanlar buna şöyle bir açıklama getiriyor:

“Hasta olan yolculardan bazıları, hastalığı zerrecikleri soluyarak değil, havaalanında, uçağa binerken ya da uçaktan çıkarken veya mikroplu yerlere temas ederek kapmış olabilir.”

Simülasyonlar da kabin memurlarının uçak içinde farklı yerlere gittiği ve yolcularla yakın temasta bulunduğu için hastalık bulaştırabileceğine işaret ediyor ve hasta olan personelin uçmaması gerektiği belirtiliyor.

15 saatlik uçuşta iki hasta vardı, kimse koronavirüse yakalanmadı

Kanada kamu sağlığı yetkilileri, Guangzhou-Toronto seferini yapan bir uçakta iki yolcuda Covid-19 bulunduğunu ancak sonrasında başka bir hiçbir yolcunun hastalığa yakalanmadığını tespit ettiklerini söylüyor.

15 saat süren uçuşta 350 kişi vardı. Birçok kişi, kapalı bir alanda uzun süre oturma sonucu kaçınılmaz olarak hastalığın yayılabileceğini düşünse de Airbus’un baş mühendisi bunun doğru olmadığını söylüyor.

Airbus’un baş mühendisi: Uçaktaki hava çok temiz

Jean-Brice Dumont, modern uçakların hava çok temiz olacak şekilde tasarlandığını belirterek “Matematiksel olarak hava iki-üç dakikada bir yenileniyor. Bu, saatte 20-30 kere etrafınızdaki havanın tamamen yenilenmesi anlamına geliyor” diyor.

Normalde motor yoluyla uçağın dışından alınan hava, kabin içindeki dönüştürülmüş havayla karıştırılıyor. Sıcaklık ve nemi doğru seviyede tutmak için yeniden kullanılan dönüştürülmüş hava, hastanelerdekine benzer HEPA (Çok hassas hava filtresi) filtrelerinden geçiriliyor.

‘HEPA filtreleri koronavirüsü yakalıyor’

Covid 19’un çapı yaklaşık 125 nanometre (bir nanometre, metrenin bir milyarda biri) ve HEPA filtrelerinin parçacık yakalama kapasitesi içinde. Bu filtreler 10 nanometre ve daha büyük parçacıkları tutabiliyor.

Dumont şöyle diyor:

“HEPA filtrelerinin standardı var. Ticari havacılıkta en yüksek standartlar söz konusu. Covid-19 büyüklüğündeki küçük parçacıkların yüzde 99,97’sini filtreliyorlar. Havanın akış yönü de enfeksiyon riskini asgariye indirecek şekilde tasarlanmıştır.

“Hava dikey olarak hareket ediyor. Başınızın üzerinden verilen hava ayaklarınızın altından boşaltılıyor. Bu da havadaki herhangi bir şeyin yayılma seviyesini azaltıyor. Yani birinci sırada oturan bir yolcu 20’nci sıradaki bir yolcuya hastalık bulaştıramaz.”

Peki bu yeterli mi?

Havanın yukarıdan aşağı olan hareketi yerinden kalkan yolcular ya da kabin görevlileri tarafından bozulabilir. Böylece havayla taşınan partiküllerin yolu değişebilir.

Leicester Üniversitesi’nden virolog Dr. Julian Tang, HEPA filtreleri işe yarasa da tüm Covid-19 zerreciklerini ya da parçacıkları yakalamayabileceğini söylüyor. Dr. Tang, sonuçları bu ay yayımlanan, Covid-19’un kapalı alanlarda yayılmasını azaltma riskinin incelendiği bir araştırmada görev aldı.

‘Filtrelere sadece büyük hava akımlarında işe yarar’

Tang şunları söylüyor:

“Filtreleme, sadece büyük hava akımlarında işe yarar. Uçak yolculuğu sırasında hastalıkların çoğu, yakın mesafeden yüz yüze temas yoluyla geçiyor. Uçak tren ve otobüslerde dikkat etmeniz gereken şey, yakın mesafeden parçacık solumamaktır. En büyük risk budur.”

‘Uzakta olmak riski azaltmaz. Zerrecikler 16 metre uzağa gidebilir’

Dr. Tang, uzakta olmanın da riski azaltmadığına dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

“Covid-19’un havada ne kadar kaldığı bir dizi faktöre bağlı. Bu, insanlara, enfeksiyonunuzun durumuna bağlı. Tüm zerreciklerin iki metre çapında bir alana düşeceğini söyleyemezsiniz. Bazı küçük zerrecikler havada asılı kalıp 16 metre kadar uzağa gidebiliyor ve bunların hepsi virüs taşıyabilir” diyor.

Ancak Jean-Brice Dumont, maske takmak, dirseğe öksürmek ya da hapşırmak gibi basit önlemlerin riski asgariye indirebileceğini vurguluyor, yolculardan mutlaka maske takmalarını istediklerini hatırlatıyor.

‘Uçakta fiziksel mesafe gerekli değil’

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)’nın emniyetten sorumlu başkan yardımcısı Nick Careen ise uçakta fiziksel mesafenin gerekli olmadığını söylüyor. Careen, asıl önemli olan şeyin kabinin sık sık ve iyice temizlenmesi ve yolcuların belli bir alanda toplanmasının önlenmesi olduğunu söylüyor ve bunun tuvalet için kuyruğa girilmesinin yasaklanmasını da içerebileceğini belirtiyor.

Virolog Dr. Tang bunu reddediyor ve “Sorun şu: Örneğin ekonomi sınıfında bir kişinin 60 santimetre yakınında oturuyorsunuz. Bu kişi öksürüp hapşırıyor. Bu zerrecik filtrelemesistemine ulaşamadan size gelebilir” diyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) havayolu şirketleri ve havalimanları için riski azaltmaya yönelik bir dizi kural belirledi. Bu kurallar bagaj tesliminden itibaren yolculuğun her aşamasını kapsıyor.

Uçak yolculuğu için tavsiyeler

İngiltere Hükümeti, bunları temel alarak bir genelge yayımladı:

  • Tüm bagajlar içeri verilmeli
  • Yolcular havaalanında ve uçakta maske takmalı
  • Personelle yüz yüze temastan asgariye indirilmeli
  • Yolcular, mümkün olduğu kadar yerlerinden kalkmamalı
  • Kabin memurları yolcuların tuvalet önünde toplanmasını ya da sıra olmasını önlemeli

Dr. Tang: Ben uçağa binerim

IATA’dan Nick Green enfeksiyonu önlemenin tek bir sihirli yolu olmadığını söyllerken Dr. Tang, kendisinin bazı önlemler alarak uçağa binebileceğini belirtiyor ve “Uçağa binersem maske takarım. Yüzde yüz olmasa bile bir dereceye kadar korunmuş olurum” diyor.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya Devam Et

Gündem

12 yaşındaki Orhan: Kolonyanın yandığını yanarak öğrendim

Erzincan’da üzerine kolonya döküp çakmağı çakınca alevler içinde kalan 12 yaşındaki Orhan K., yaralandı. Vücudunda ikinci ve üçüncü derece yanıklar oluşan Orhan K., kolonyanın yanıp yanmayacağını merak ettiği için çakmağı çaktığını belirterek, “Kolonyanın yandığını yanarak öğrendim” dedi.

Published

on

By

12 yaşındaki Orhan: Kolonyanın yandığını yanarak öğrendim
Reklamlar

Erzincan’da oturan Altun K.’nin 5 çocuğundan en küçüğü olan Orhan K., evde tek başına oturduğu sırada üzerine kolonya döktü. Kolonyanın yanıp, yanmayacağını merak eden Orhan K., mutfaktan aldığı çakmağı yakınca bir anda alevler içinde kaldı. Yanan kıyafetlerini çıkaramayan Orhan K., koşarak dışarı çıkıp bahçede oturan annesi ve yakınlarından yardım istedi. Gördükleri manzara karşısında şaşkına dönen anne ve yakınları bir anda ne yapacaklarını şaşırdı. Küçük çocuğun dayısı Cemal Bayram, yeğeninin üzerinde yanan kıyafetleri çıkartarak kurtardı.

Ambulansla Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Orhan K., yapılan ilk müdahalenin ardından sevk edildiği Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedaviye alındı.

‘Benim yaptığımı kimse yapmasın’

İzzetpaşa Ortaokulu 5’inci sınıf öğrencisi Orhan K.’nın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Vücudunda iki ve üçüncü derece yanıklar bulunan Orhan K., “Evde elimi yüzümü yıkadıktan sonra üzerime kolonya döktüm. Sonra bunun yanıp yanmayacağını merak ettim. Mutfaktan aldığım çakmağı yakınca alevler içinde kaldım. Söndürmeye çalıştım ama söndüremedim. Bağırarak dışarı çıkıp bahçede oturan annemlerden yardım istedim. Dayım üzerimdeki kıyafetleri çıkardı. Ama canım çok yandı. Kolonyanın yandığını yanarak öğrendim. Benim yaptığımı kimse yapmasın” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Gündem

Cezaevinden izinli çıktı, gündüz refakat ettiği yaşlıların gece evini soydu

Denizli’nin Pamukkale ilçesinde, cezaevinden izinli çıkan hükümlü, gündüz hastanede refakatçisi olmayan yaşlılara yardım bahanesiyle yaklaşıp geceleri ise evlerini soydu.

Published

on

By

Cezaevinden izinli çıktı, gündüz refakat ettiği yaşlıların gece evini soydu
Reklamlar

Gerçekleştirdiği hırsızlık olaylarının ardından sosyal medyada türkü söylediği videoları paylaşan hükümlü, JASAT ekiplerinin 110 saatlik kamera incelemesi sonucu yeni kurbanının başında refakatçilik yaparken yakalandı. Edinilen bilgiye göre; jandarmanın dedektifleri olan Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), Pamukkale ilçesinde son 1 ay içerisinde meydana gelen 5 ayrı evden hırsızlık olayını araştırırken ilginç bir detaya ulaştı. Suç olaylarının meydana geldiği bölgede bulunan 45 eve ait güvenlik kameralarının 110 saattik kayıtlarını titiz bir şekilde inceleyen JASAT ekibi, hırsızlık olaylarını gerçekleştiren şüphelinin Salih Ramazan S. (30) olduğunu tespit etti.

Refakatçilik yapıp yalnız yaşlıların güvenini kazandı

Cezaevinden izinli olarak çıkan Salih Ramazan S’nin, gündüzleri hastane odalarını tek tek dolaşarak yanında refakatçisi olamayan yaşlılara yardım bahanesiyle yaklaştığı, gün boyu yanlarında kalıp refakat ettiği yaşlıların güvenlerini kazanarak adres bilgilerini elde ettiği ve gece ise öğrendiği adreslere giderek boş olan evlerde rahat bir şekilde hırsızlık yaptığı belirlendi.

JASAT ekiplerinin 110 saatlik kamera incelemesi sonucu yeni kurbanının başında refakatçilik yaparken yakalanan Salih Ramazan S’nin, hırsızlık, uyuşturucu ticareti ve mala zarar verme suçlarından 33 ayrı suç kaydının olduğu anlaşıldı. Son karıştığı 5 ayrı hırsızlık olayından hakim karşısına çıkan Salih Ramazan S., tutuklanarak izinli çıktığı cezaevine geri teslim edildi.

Benzerine az rastlanır bir yöntemle hırsızlık yapan ve çaldığı eşyaları 2. el eşya ticareti yapan iş yerlerine satan Salih Ramazan S’nin, gerçekleştirdiği hırsızlık olaylarının ardından türkü söyleyip sosyal medya hesabından paylaştığı görüntüleri ortaya çıktı.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar