Connect with us

Dünya

Koronavirüs salgınının altında ekosistemin tahrip edilmesi yatıyor

COVID-19 krizi insanların biyolojik çeşitliliğe ve vahşi yaşam alanlarına olan etkisinin ve bunun bulaşıcı hastalıkların önünü nasıl açtığının bir örneği.

Published

on

Koronavirüs salgınının altında ekosistemin tahrip edilmesi yatıyor
Reklamlar

Komplo teorisyenleri, Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da görülmeye başlamasının ardından koronavirüsün bir laboratuvar ürünü olduğunu iddia etmekte gecikmedi.

Ancak bilim insanları, virüsün hayvan kaynaklı bir hastalık olduğu ve hayvandan insana geçtiği konusunda hemfikir. Buna göre virüs başka bir memeliye bulaşmadan önce yarasalarda görülüyordu.

Virüsün laboratuvarda üretilmediği gerçeği, insanların şu an yaşadığımız pandemide bir rolü olmadığı anlamına gelmiyor. ABD ve Avustralya’da yapılan kapsamlı bir araştırma, doğal yaşam alanlarına insanlar tarafından yapılan müdahalenin, biyolojik çeşitliliğin azalmasının ve ekosistemdeki bozulmanın virüslerin daha geniş bir ölçekte yayılma olasılığını arttırdığını ortaya koyuyor. İlk kez rastlanan bulaşıcı hastalıkların sayısı 1980’lerden bu yana her on yılda bir üçe katlanmış durumda. Bunların üçte ikisi hayvan kaynaklı ve bunun yüzde 70’i de vahşi hayvanlardan insanlara bulaşıyor. Bunlar arasında Ebola, HIV, domuz gribi ve kuş gribi var örneğin.

COVID-19’un hızlı bir şekilde yayılması, bize salgınların birbiriyle sürekli iletişim halinde olan toplumlar aracılığıyla ne kadar çabuk pandemiye dönüşebileceğini gösterdi. Bu hızlı yayılım pek çok insanı şaşırtmış olsa da bilim insanları aslında çok uzun süredir bu tehlikeye dikkat çekiyordu.

Sürdürülebilir Avrupa Araştırma Enstitüsü’nden çevrebilimci Joachim Spangenberg’e göre ekosistemleri bozmakla hayvanlarda bulunan virüslerin de insana geçmesinin koşullarını hazırlamış olduk. DW’ye konuşan Spanberg, “Bu durumu yaratan biziz, hayvanlar değil” diyor.

Ormansızlaşma ve doğal yaşam alanı tahribi

İnsanlar ormanları tahrip edip diğer canlıların doğal yaşam alanlarına yerleştikçe, hastalıklara yol açan ama normalde bu alanlardan dışarı çıkmayacak olan organizmalara maruz kalıyor. Teksas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nden virolog Prof. Yan Xiang’e göre vahşi hayvanlara giderek daha da fazla yaklaşıyoruz. Xiang, “Bu bizi vahşi hayvanlardaki virüslerle daha çok temasa geçiriyor” diyor.

Benzer bir şekilde Yeni Zelanda’daki Massey Üniversitesi’nden enfeksiyon hastalıkları profesörü David Hayman da, “Nüfusun ve nüfus yoğunluğunun artması ile doğal yaşam alanlarının insanlar ve çiftlik hayvanları tarafından tahrip edilmesi enfeksiyon riskini artırıyor” saptamasında bulunuyor.

Ekosistemlerin tahrip edilmesinin sadece virüslerin hayvandan insana bulaşmasına değil, doğadaki virüslerin miktarı ve bu virüslerin nasıl davrandığına da etkisi var. Geçen yüz yıl içinde, dünyadaki organizmaların üçte ikisinin yuvası olan tropik ormanların yarısı imha edildi. Doğal yaşam alanındaki bu çarpıcı kayıp elbette tüm ekosistemi etkileyecek. “Bunun içine sürekli unuttuğumuz enfeksiyonlar da dahil” diyor Profesör Hayman.

Bilim insanları, beslenme zincirinin üstünde yer alan hayvanların azalmasıyla daha aşağıdaki hayvanların, örneğin daha çok patojen, yani hastalığa neden olan bir organizma taşıyan tavşan ya da farelerin, bu boşluğu doldurduğuna dikkat çekiyor. Doğal Yaşamı Koruma Derneği’nden Alice Latinne, “Bu sadece ekosistemimizde ne kadar tür olmasıyla ilgili değil. Hangi türlerin olduğuyla da ilgili bir mesele” diyor. DW’ye konuşan Latinne, “Her tür, ekosistemde farklı bir rol oynar ve birini diğeriyle değiştirdiğinizde hastalık riskini çok büyük oranda artırmış olursunuz. Bunu bazen tahmin bile edemeyiz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Doğal yaşam alanlarının tahribi aynı zamanda hayvanları ve tabii onların taşıdığı patojenleri de başka bölgelerde yaşamaya itiyor. İnsanların yaşadığı bölgeler gibi…

Latinne buna 1990’ların sonunda Malezya’da ortaya çıkan Nipah virüsünü örnek veriyor. Ülkedeki ormansızlaşma, meyve yarasalarını yaşam alanları olan ormanlardan domuz çiftliklerindeki mango ağaçlarına yönlendirdi. Bunun sonucunda yarasalarda bulunan patojenler domuzlara yarasa dışkısı ve tükürük ile geçmiş oldu. Daha sonra da domuzlar bunu çiftçilere bulaştırdılar.

Çevrebilimci  Spangenberg’e göre ekosistemlerin bozulmasının enfeksiyonların artması üzerindeki etkisi, aslında “tek sağlık” kavramın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Yani ekosistemdeki diğer hayvanların, canlıların ve insanların sağlığının birbirine bağlı olduğu fikrini. Bunlardan birinin dengesi bozulduğunda diğerleri de aynı şeyi deneyimliyor.

Öte yandan vahşi hayvan pazarları bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasının önünü açıyor. Bilim insanları da koronavirüsün, Çin’deki bir hayvan pazarında ortaya çıkma ihtimalinin güçlü olduğuna inanıyor. “Stresli ve hasta hayvanları kafeslere koyup bir arada bulundurmanın, patojenleri yaymaları için harika bir alan açtığı” görüşünü dile getiren Spangenberg, bunun aynı zamanda bir canlıdan diğer canlıya hastalık bulaşmasının da önünü açtığı kanısında… Bu nedenle bilim insanları dünyada en azından canlı hayvan pazarları için katı düzenlemeler getirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Dünya

Hindistan’da yıldırım isabet eden 116 kişi öldü

Hindistan’ın farklı bölgelerinde gök görültülü sağanak sırasında yıldırımların isabet etmesi sonucu 116 kişi yaşamını yitirdi.

Published

on

By

Hindistan’da yıldırım isabet eden 116 kişi öldü
Reklamlar

India Today gazetesinin haberine göre Bihar eyaleti yerel hükümeti, Bihar eyaletinin farklı bölgelerinde gök gürültülü sağanakla düşen yıldırımlar nedeniyle 92 kişinin öldüğünü, 20 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ayrıca Uttar Pradesh eyaleti yerel hükümeti, yıldırımların isabeti etmesi sonucu 24 kişi hayatını kaybettiğini, 12 kişi yaralandığını açıkladı. Sağanağın etkisiyle bölgede çok sayıda bina da hasar gördü.

​Diğer yandan Başbakan Narendra Modi, ölenlerin ailelerine taziyelerini sundu.

Bihar eyaletinde, Temmuz 2019’da şiddetli yağışlar sırasında düşen yıldırımlar 39 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu.

Güney Asya’da haziran-eylül döneminde etkili muson yağışları, her yıl büyük çaplı doğal afet ve kazalara yol açıyor. Hindistan’da her yıl 2 bin civarı kişi yıldırım çarpmaları sonucu hayatını kaybediyor.

Okumaya Devam Et

Dünya

Kafasına bıçak saplandı, hiçbir şey olmamış gibi görgü tanıklarıyla sohbet etti!

Hastaneye kaldırılan 36 yaşındaki adamın durumunun stabil olduğu belirtildi

Published

on

By

Kafasına bıçak saplandı, hiçbir şey olmamış gibi görgü tanıklarıyla sohbet etti!
Reklamlar

New York Şehri’nin Harlem bölgesinde bir adam bıçaklı saldırıya uğradı. Adam, saldırıdan ufak yaralarla kurtulsa da kafasına saplanmış bıçakla ambulansın etrafında dolanması birçok kişiyi şaşırttı.

Instagram üzerinde paylaşılan görüntülerde ismi paylaşılmayan adamın kafasına bir bıçak saplıyken sakin bir şekilde çevresindekilerle konuştuğu ve FDNY ambulansına yürüdüğü görülüyor.

New York Post’un aktardığına göre görgü tanıklarından biri, “Hiç hissetmiyormuş gibi duruyordu. Ambulansa binmeyi reddetti” diye konuştu.

Yakınlardaki bir mağazada çalışan ve olaya tanık olan bir güvenlik görevlisi de, “Travmatize oldum. Sanki bir korku filmi sahnesinin içine düştüm” ifadelerini kullandı.

Polis, 36 yaşındaki Harlem sakininin bıçak kafatasını penetre etmediği için hayatta kalmayı başardığını ifade etti.

Harlem Hastanesi’ne kaldırılan adamın durumunun stabil olduğu ifade edildi.

Bazı görgü tanıklarına göre adam, bir kadına şiddet uygulamaya başlayınca kadın kafasına bıçak saplayarak karşılık verdi. Polis ise kadın ve adamın aynı tarafta yer alıp bir başka kişiyle kavga ettiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Dünya

Dünya Sağlık Örgütü: Kovid-19 çekip gitmiyor, aksine salgın büyüyor

DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, vaka ve ölüm sayılarının artmaya devam ettiğini kaydetti

Published

on

By

Dünya Sağlık Örgütü: Kovid-19 çekip gitmiyor, aksine salgın büyüyor
Reklamlar

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Kovid-19 çekip gitmiyor. Aksine, pandemi büyüyor. Vaka ve ölüm sayısı artmaya devam ediyor” dedi.

Ghebreyesus, Birleşmiş Milletler (BM) Kamu Hizmeti Günü nedeniyle video konferans yöntemiyle düzenlenen programın açılışında konuştu.

Kamuda görevli sağlık çalışanlarının durumuna değinen Ghebreyesus, “Sağlık çalışanlarının ihtiyacı olduğu şekilde vardiyalar arasında kalacakları güvenli bir yer temin ederek ve fiziksel güvenliklerini sağlayarak damgalanma, taciz ve saldırılara karşı korunmalarını sağlamalıyız” dedi.

Ghebreyesus, ülkelere çağrıda bulunarak, güvenli şekilde hizmet verebilmeleri için sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve korunması gerektiğini vurguladı.

Sağlık çalışanlarına gerekli ekipman ve malzemelerin de sağlanması gerektiğinin altını çizen Ghebreyesus, sağlıklı bir toplum için mevcut sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve sağlık ve sosyal hizmetlerde daha çok iş fırsatı oluşturulmasının önemine işaret etti.

Konuşmasında, Kovid-19 salgınının gidişatına da değinen Ghebreyesus, “Kovid-19 çekip gitmiyor. Aksine, pandemi büyüyor. Vaka ve ölüm sayısı artmaya devam ediyor” uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar