Connect with us

Politika

HDP’den istifa edip AKP’ye geçtiler: Aradığımızı bulamadık

Mardin’in Midyat ilçesinde HDP’li 3 belediye meclis üyesi partilerinden istifa ederek AKP’ye geçti. Meclis Üyesi Havva Balcı Akgül, HDP’de aradıklarını bulamadıkları için istifa ettiklerini söyledi.

Published

on

HDP’den istifa edip AKP’ye geçtiler: Aradığımızı bulamadık
Reklamlar

Politika

Ali Babacan: “Başkanlık sistemi geldiği günden beri Türkiye kan kaybediyor!”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TV5’te Mustafa Yılmaz ve Bünyamin Güler’in “Kulis Ankara” Programında gündemi değerlendirdi:

Published

on

By

Ali Babacan: “Başkanlık sistemi geldiği günden beri Türkiye kan kaybediyor!”
Reklamlar

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TV5’te Mustafa Yılmaz ve Bünyamin Güler’in “Kulis Ankara” Programında gündemi değerlendirdi. Ali Babacan gündeme damga vuracak önemli açıklamalar yaparken, Başkanlık sistemine dair ise “Geldiği günden beri Türkiye kan kaybediyor!” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin ihtiyacı güçlendirilmiş parlamenter sistemdir

TÜİK verilerine göre Başkanlık Sistemi geldiğinden beri Türkiye’de çalışan sayısı 3 milyon 185 bin kişi azaldı. Bu sistem geldiği günden beri Türkiye kan kaybediyor. Başkanlık Sistemini denedik ve olmayacağını gördük. Bu deneyimden sonra artık Türkiye için en ideal sistemi bulmak için arayışa geçmemiz gerekiyor. O da, bizim hep savunduğumuz gibi güçlendirilmiş bir parlamenter sistemdir.

Türkiye’nin en acil ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve en ciddi sorunlarını çözmek ancak birleştirici, bütünleştirici bir siyasi hareketle mümkün. Biz partimizi siyasi yelpazenin tam da ortasında ve ana akım bir siyasi hareket olarak görüyoruz. Türkiye’nin barış içinde yaşayan, yüksek refaha ulaşmış ve insanların özgürce yaşadığı bir ülke olmasını istiyoruz. Türkiye’nin şu an da yeni bir ayrıma, yeni bir fraksiyona, yeni bir çatlağa tahammülü yok. Biz tam tersine ortak bir gelecek amacı, ortak bir Türkiye amacında halkımızı buluşturmak istiyoruz.

Bu sene baskın bir seçim ihtimalini zayıf görüyorum

2017 referandum kampanyasında Anayasa değişikliği yapılırken en önemli argümanlardan birisi şuydu: Sistemi değiştireceğiz, başkanlık sistemine geçeceğiz ve artık koalisyon devri bitecek. Koalisyonu bırakın, şimdi önceden bir ittifak yapma, ondan sonra seçime girme tablosu oluştu. Dolayısıyla halkın ne kadar aldatıldığını o seçim kampanyasında, o referandum kampanyasında bugün açık bir şekilde görüyoruz.

İktidara destek zayıflıyor, bugün seçim olsa eski oylarını almaları mümkün değil; ne AK Parti’nin, ne küçük ortakların, artık eski destekleri yok. Daha İstanbul’un, Ankara’nın, Antalya’nın hatırası çok taze, Adana kaybedilmiş, Mersin kaybedilmiş, yerel yönetimlerde büyük şehirlerde en önemli illerde seçim kaybedilmiş. Dolayısıyla ben açıkçası bu sene böyle bir baskın bir seçim ihtimalini o açıdan zayıf görürüm.

Dinimizin kutsallarını günlük siyasete alet etmeyeceğiz

Partimizin kuruluş gününde temel ilkelerimizi ve değerlerimizi açıkladık. Dedik ki, biz dinimizin kutsallarını günlük siyasete alet etmeyeceğiz, dinimizin kutsallarını siyasi amaçla asla kullanmayacağız. Dinimizin böyle siyasetin içerisine sokulmasına, oy toplamak için kullanmasına karşıyız.

İktidar partisinin yaptığı korkutarak oy toplamaya çalışmak. Ben daha iyisini yaparım diyemiyorlar artık. Bütün propaganda şu anda korkutma, elindekini kaybedersin korkutması. Biz diyoruz ki, hayır, hiç kimse elindekini kaybetmeyecek, tam tersine herkes kazanacak, herkesin kazandığı bir Türkiye bizi bekliyor ve biz onun için çalışacağız diyoruz, onun garantörü biziz diyoruz.

Ortak aklın tek akla dönmemesi için parti tüzüğümüzü koruyan kurulumuz var

Ortak aklın tek akla dönmeyeceğinin garantisi için biz şunu yaptık: Öncelikle parti tüzüğümüzde “İlke ve Değerler Kurulu” oluşturduk. Ana amacı tüzüğümüzde ortaya konulan değerleri korumak olan bu kurula ayrıca siyaset yasağı getirdik. Bu kurulu ilk büyük kongremizde oluşturacağız. Nasıl bir anayasa var, bir de Anayasa Mahkemesi varsa, bizim de tüzüğümüz var ve o tüzüğün koruyucusu bir kurulumuz var.

Devlet yönetimiyle ilgili en önemli üç ilke adalet, ehliyet liyakat ve istişare

Eskiden bir bakanlıkta bir genel müdür olabilmek için 12 yıllık bir devlet tecrübesi aranırdı, şimdi öyle bir şey yok. 5 yıllık herhangi bir tecrübe yetiyor. Devletin sürekliliği kopmuş durumda. Bir kişi atayabilmek için kural değiştiriliyor mevzuat değiştiriliyor o kişi atanıyor, o kişi atandıktan sonra tekrar mevzuat eski haline getiriliyor. Sırf o bir kişiyi atayabilmek için yapılıyor bunlar, çok yanlış yapılıyor. Türkiye 83 milyonluk bir ülke, insan mı yok? Devlet yönetimiyle ilgili en önemli üç ilke adalet, ehliyet liyakat ve istişare; bu üçlü sacayağı çok önemli. Ehliyet liyakat şu an da kırılmış durumda. Onun için bu sistemin ayakta durması mümkün değil.

Sermaye çok ürkektir, kuştan daha ürkektir, sermayeyi korkutmamak lazım, onlara güven vermek lazım. Ekonomideki bir numaralı sorun güven

Ekonominin bir politika parametreleri vardır, bir de güven ve itibar boyutu vardır. Ekonomiyle ilgili kurumların ayağa kalkması 1 aydır. Ondan sonra ileriye doğru en az üç yıllık bir ekonomik program açıklarsınız. Ekonomik programla bu ülke toparlar diye kanaat oluştuğu anda zaten yatırım da gelmeye başlar piyasa canlanır. O güven ve ışığı bulduğu anda yatırımcı hemen yatırım yapmaya başlar. Yatırım başlar, istihdam başlar.

Siyasetle bankacılık aynı ateşle barut gibidir. Eğer bankacılık siyasetin günlük rüzgarları içinde savrulmaya başlarsa Türkiye 2001 bankacılık krizinin olduğu günlere döner. 2001’de niye 19 tane banka bir gece de battı? Hep siyasetle bankacılığın iç içe girmesi sebebiyle. Siyasi amaç, bankaların kredilerine yansıdığı zaman orada zarar kaçınılmazdır. Bu dünyanın her yerinde böyledir, Türkiye’de de böyle olmuştur, şu anda ki bu iş eğer böyle giderse sonucu da öyle olur, Allah korusun 2001 gibi olur.

Bugün İslam iktisadı deniyorsa, bir soru soruyorum ben burada; 2017’de devletin ödediği faiz 57 milyar TL, 2020’de faiz ödeneği 139 milyar TL. Ne oldu da 3 yılda 57 milyarlık faiz ödemesi bütçede 139 milyara çıktı?

Eğer İslam ekonomisi diyorsak, burada öncelik güvendir, sözünde durmaktır, konuşurken doğruyu söylemektir, asla aldatan olmamaktır. Bu kadar sıradanlaştırmamak, günlük malzeme haline getirmemek lazım, gereğini yapmak lazım.

Son 3-4 yıla bir bakın, bugün eğer ekonomi bu hale geldiyse bunun en önemli sebeplerinden birisi de israftır.

KHK kanayan bir yaradır, adalet eksikliğidir

KHK kanayan bir yaradır, adalet eksikliğidir. Burada önemli olan, gerçekten yargıyı iyi çalıştırmak, ama tarafsız ve bağımsız çalıştırmak ve varsa hak kayıpları bunları da acilen iade etmek. Biz parti programımızda bunu açık açık yazdık bu kapsamdaki KHK’lılarla ilgili mutlaka gereken yapılmalıdır dedik.

Okumaya Devam Et

Politika

Hamza Yerlikaya, Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliğine atandığı ortaya çıktı

Published

on

By

Hamza Yerlikaya, Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı
Reklamlar

Eski milli güreşçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’nın Vakıfbank Yönetim Kurulu’na atandığı ortaya çıktı.

Vakıfbank, Yerlikaya’nın Kurumsal Yönetim Komitesi’nde görevlendirdiğini Kamu Aydınlatma Platformu’na açıkladı.

Borsaya yapılan bildirime göre, Vakıfbank’ta kamu görevi bulunan yönetim kurulu üyeleri aylık 12 bin 530 TL maaş alıyor.

Vakıfbank’tan Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

”Bankamızın 12 Haziran 2020 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu Toplantısı’nda Bankamız Ana Sözleşmesi İlgili Maddeleri Gereği; Denetim Komitesi’ne Serdar Tunçbilek ve Dilek Yüksel’in seçilmelerine, Kredi Komitesi’ne Abdi Serdar Üstünsalih’in doğal üye olarak, Serdar Tunçbilek ve Şahin Uğur’un asil üye olarak, Adnan Ertem ve Dilek Yüksel’in yedek üye olarak seçilmelerine, Kurumsal Yönetim Komitesi’ne Dilek Yüksel, Hamza Yerlikaya ve Sadık Yakut’un ayrıca Kurumsal Yönetim Tebliği’nin 11. Maddesi gereğince Uluslararası Bankacılık ve Yatırımcı İlişkileri Başkanı Ali Tahan’ın ve Genel Muhasebe Mali İşler Başkanı Korhan Turgut’un üye olarak seçilmelerine, Ücretlendirme Komitesine Abdülkadir Aksu ve Adnan Ertem’in üye olarak seçilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.”

3 MAAŞ ALACAK OLMASINA TEPKİ

Eski milli güreşçi Hamza Yerlikaya’nın bu atama ile birlikte 3 maaş alacak olması tepki çekti. Gazeteci Barış Yarkadaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Batan ekonomiyi kurtarmanın formülü bulundu! Eski milli güreşçi, Bakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Danışmanı Hamza Yerlikaya, Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyesi yapılmış. Beyefendiler, 3 ayrı maaş almadan yaşayamıyor sanırım. Ayrıca hangi birikimle bu görevi alıyor; o da ayrı sorun..” dedi.

Okumaya Devam Et

Politika

“Allah’ını…” diye küfür eden MHP’li vekil: Onları Allah’a havale ediyorum

MHP’li Milletvekili Cemal Enginyurt, Meclis Genel Kurulunda İYİ Partili İbrahim Halil Oral’la yaşadığı tartışmaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Enginyurt, kendisini “Allah’a küfür ettiğimizi söyleyerek bizi linç etmeye çalışıyor. Onları Allah’a havale ediyorum” sözleriyle savundu

Published

on

By

“Allah’ını…” diye küfür eden MHP’li vekil: Onları Allah’a havale ediyorum
Reklamlar

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Meclis Genel Kurulunda İYİ Partili İbrahim Halil Oral’la yaşadığı kavgaya ilişkin, ”Sinir ve şekerin verdiği etkiyle ağzımdan istenmeyen küfürler çıktı, çıkmasa iyiydi. Birileri haşa Allah’a küfür ettiğimizi söyleyerek bizi linç etmeye çalışıyor. Onları Allah’a havale ediyorum ” dedi.

Meclis Genel Kurulu’nda infaz düzenlemesine ilişkin kanun teklifinin 56. maddesinin görüşmeleri sırasında İYİ Parti’li Halil İbrahim Oral ile MHP’li Cemal Enginyurt arasında küfürlü tartışma çıkmıştı. Kavgaya neden olan diyalog tutanaklara da yansımış,kavga bir milletvekili tarafından görüntülü kaydedilmişti.

MHP’li Enginyurt, yaptığı açıklamada yaşanan diyalogların doğru olmadığını kabul ederek, “TBMM’de geçen hafta içerisinde bir kavganın içerisinde bulunduk. Bu kavga sırasında sinir ve şekerin verdiği etkiyle ağzımdan istenmeyen küfürler çıktı, çıkmasa iyiydi. Bir milletvekilinin küfür etmesi doğru değil. Birileri haşa Allah’a küfür ettiğimizi söyleyerek bizi linç etmeye çalışıyor. 13 yaşında Allah davası için 12 Eylül 1980 yılında hapse düşmüş Cemal Enginyurt‘a böyle bir itham, iftira ve yalan yakıştırılamaz ve yapıştırılamaz. Biz Allah için ölmeye de, mücadele etmeye de hazırız. O küfür olmasa Mecliste iyiydi. Ben o küfrü kendime de yakıştıramadım ama haşa kutsal değerlere küfür edildi denildiğinde bu küfrü kabul etmem mümkün değildir, onları Allah’a havale ediyorum” diye konuştu.

ALAADDİN ÇAKICI’NIN TAHLİYESİ

Alaaddin Çakıcı’nın tahliyesini de değerlendiren Enginyurt, CHP ve İYİ Parti’yi eleştirdi. Alaaddin Çakıcı, şimdi tahliye olmasa beş ay sonra çıkacaktı diyen Enginyurt, şöyle konuştu:

Enginyurt, “Alaaddin Çakıcı tahliye oldu, fikir suçluları, PKK ve FETÖ’cüler tahliye olmadı diye Anayasa Mahkemesine gidiyorlar. Alaaddin Çakıcı 67 yaşında, 65 yaş indiriminden yararlanarak tahliye oldu. Tahliye olmasa beş ay sonra hapisten çıkacaktı. Dolayısıyla Cumhur İttifakı, AKP Mahkemesine giderek eşit adalet, eşit infaz diyerek göreceksiniz eğer Anayasa Mahkemesinden böyle bir karar alınırsa, kadın tacizcileri, kadın katilleri, çocuk tecavüzcüleri hepsi CHP sayesinde hapisten çıkacak.”

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar