Connect with us

Gündem

Gerici Fatih Tezcan haddini aştı… “İstanbul Sözleşmesi’ni savunan o… çocuğudur”

Published

on

Reklamlar

Fatih Tezcan’dan yeni skandal… Tezcan, AKP Kadın Kolları’nın suç duyurusunda bulunduğu Yeni Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak’a destek çıktı. Daha önce Atatürk’e ettiği hakaretlerle bilinen Fatih Tezcan, bu kez İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara sosyal medya hesabı üzerinden küfür etti.

Atatürk düşmanı olmasına rağmen hakim karşısında yalandan Atatürk’ü savunan gerici Fatih Tezcan İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlara ağır hakaret ve küfür etti. Fatih Tezcan ““İstanbul Sözleşmesi şöyle iyi böyle kötü bi s.ktirin gidin yeter be! 1 sene önce yanıma alabildiğim kızım sırf örtündü ve imam-hatibe gidecek diye anası tarafından kaçırılmış, bana 1 soru sormadan okula yazılmış, hâlâ gevezelik! Ocağına ateş düşmeden konuşan O… Çocuğudur!!!!” ifadelerini kullandı.

YİNE SKANDAL SÖZLER

Daha sonraki paylaşımında İstanbul Sözleşmesi’ni savunanlara küfür eden Tezcan skandal ifadelere imza attı:

* İstanbul Sözleşmesi şöyle iyi böyle kötü bi s.ktirin gidin yeter be!

* 1 sene önce yanıma alabildiğim kızım sırf örtündü ve imam-hatibe gidecek diye anası tarafından kaçırılmış, bana 1 soru sormadan okula yazılmış, hâlâ gevezelik!

* Ocağına ateş düşmeden konuşan O… Çocuğudur.

SİLDİ YENİ TWEET ATTI

Tezcan, 14 Temmuz’da İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıktığı bir konuşmasını hatırlatarak, küfürlü paylaşımını sildiğini belirtti. “Sildim twiti” diyen Tezcan şu ifadeleri kullandı:

* Üsluplusu burada ama karşımızda İslâm’dan, namustan, nesilden bahsettiğimizde, bunların parayla, ihaleyle, siyasetle ilgisi yok diye yüz çeviren, Stratejik Ak Partizanlar var.

* Bunların ilahları Para, Menfaat ve Nüfuz olmuş. Bunlar normal konuşmaktan anlamıyorlar.

Gündem

Alacağı için çocukları kaçırıp, plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı

Ali B. borcunu ödemeyen akrabasının iki çocuğunu kaçırdı. 6 ve 8 yaşlarındaki çocukların ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağlayan adam, çocukların saçlarını da jiletle kazıyıp fotoğrafları babalarına yolladı.

Published

on

By

Reklamlar

Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Sümer Mahallesi’nde 18 Eylül günü iddiaya göre Ali B. (35), borç verdiği kuzeni S.Ş.’nin (33) eşi B.Ş.’den (36) 7 bin 150 TL’den parayı geri istedi. Parayı vermeyen B.Ş., Ali B. tarafından önce 13 bin TL daha sonra 17 bin TL ve 27 bin TL´lik senetlere imza atmaya zorlandı.

B.Ş.’nin senetleri imzalamayı reddetmesi üzerine öfkelenen Ali B., akşamüstü evlerinin önünde oyun oynayan H.Ş. (8) ve Ç.Ş.’yi (6) kandırarak evine götürdü. Ali B., evinde rehin tuttuğu çocukların saçlarını jiletle kazıdıktan sonra ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı. Aileye gözdağı vermek amacıyla çocukların fotoğrafını çeken Ali B., fotoğrafları B.Ş.’ye yolladıktan sonra çocukları serbest bıraktı.

REHİN ALDI

B.Ş.’den kredi çekip, borcunu ödemesini isteyen Ali B., olumsuz yanıt alınca 21 Eylül’de kaçırıldı. Eşinin rehin tutulduğunu öğrenen S.Ş., durumu polise bildirdi. İhbar sonrası emniyet ekipleri, Ali B.’nin evine düzenlediği operasyonda B.Ş.’yi kurtardı ve olaya karıştığı öne sürülen Erdal A.’yı da yakaladı.

TEHDİT ETTİ

Yaşadıklarını anlatan B.Ş., çocuklarını zorla alıkoyan Ali B.´nin kendisine fotoğraflar çekip attığını belirterek, “Çocuklarımın ellerini iple bağlayıp telefonuma fotoğraflarını attı. ‘Ben milletin parasını yemeyi severim, tefeciyim’ dedi. Çocuklarım aşağıda oynarken evine çağırmış. Çocuklarımın saçlarını jiletle kesmiş. Ellerini bağlamış. Bu zamana kadar kavga olmasın, diye hep alttan aldım. Yaptığı her şeye göz yumduk. 15 gün önce beni de evine götürüp saçlarımı jilete vurdu” dedi.

ZORLA TUTUYORDU

S.Ş. ise Ali B.’nin kendilerini devamlı tehdit ettiği için çok korktuğunu belirterek, “‘Ben senin akrabanım. Neden böyle yapıyorsun?’ dedim. ‘Ben faize para vermiyorum’ dedi. Böyle demesine rağmen parayı hep yükseltti. Kaçmamızdan korkuyordu. Bize `Hadi kaçtınız, sizi bulamadım, ne olacak?´ deyip gece 4´e kadar evde kontrol altında tutuyordu” diye konuştu.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ali B. ile kendisine yardım eden Erdal A., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

Erdoğan’a hakaret eden Yunan gazetesinin köşe yazarı kim çıktı?

18 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a manşetten küfür eden Yunan gazetesi Dimokratia’nın en önemli yazarlarından biri, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan Şam’dan ayrıldıktan sonra Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğine sığınmasını sağlayan ve devam eden süreçte de desteğini esirgemeyen, tescilli Türkiye karşıtı, Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis olduğu ortaya çıktı.

Published

on

By

Reklamlar

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a manşetinden ettiği küfürle gündeme gelen Atina merkezli Dimokratia gazetesinin en önemli yazarlarından biri olan Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis‘i köşesine taşıdı.

Özdil yazısında Kalenderidis ile ilgili olarak, “Yunanistan’dan Kenya’ya uçarken, Kenya’da elçilikte saklanırken, yanında sürekli Kalenderidis vardı” ifadelerine kullandı.

Kalenderidis’in ‘Kardeşim Apo’ adlı bilr kitap yazdığının da altını çizen Özdil, “İzmir’de görev yaparken defalarca Suriye’ye giden, Bekaa vadisinde Apo’yla görüşen, Yunan gizli servisiyle PKK’nın kontağını sağlayan kişi, Kalenderidis’ti” ifadelerine yer verdi.

İşte Özdil’in “Sinkaf” başlıklı o yazısı

Sıcak bir yaz günüydü.

30’lu yaşlarda, sarışın güzel bir kadın direksiyondaydı, eski yoldan Çeşme’ye gidiyordu.

Otomobilinin hafif sağa çektiğini hissetti, kenara yanaştı, baktı, lastiği inmişti.

Hay Allah, ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünürken, yanından geçen otomobil az ilerde durdu, geri geri geldi, sürücüsü indi.

Genç bir delikanlıydı.
“Yardım edebilir miyim?” diye sordu.
Kadın kırık dökük Türkçesiyle konuştu, “çok mutlu olurum” dedi. Delikanlı stepneyi çıkarıp, lastiği değiştirirken sohbet ettiler. Kadın Yunan’dı.

Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosluğu’nda çalışıyordu.

Delikanlı ise, pilottu, Türk Hava Kuvvetleri’nde üsteğmendi.

İş bitti, el sıkışıp ayrılırlarken, kadın telefon numarasını verdi, müsait olduğunuzda bir teşekkür kahvesi ısmarlamak isterim dedi.

Yoldaki bu büyük tesadüfle, çok büyük bir balık yakaladığının farkındaydı. Bir kaç gün sonra Alsancak’ta buluştular.

Kahvelerini yudumlarken yanlarına biri geldi, “a-aa merhaba” dedi, sanki oradan geçiyormuş da tesadüfen denk gelmiş gibi davrandı.

Halbuki bu defa, tesadüf mesadüf yoktu.

Savvas Kalenderidis’ti.

Kendisini Yunan Başkonsolosluğu’nun ticaret ataşesi olarak tanıttı.

Anadili gibi, pürüzsüz Türkçe konuşuyordu.

Çünkü ticaret ataşesi filan kamuflajdı, Yunan gizli servisinin casusuydu, rütbesi yarbaydı.

Sarışın kadına yılışan salak pilotumuz, çapkınlık yapayım derken oltaya takılmıştı.

Kalenderidis alttan girdi üstten çıktı, paranın ucunu gösterdi, pilotu angaje etti; istenen belgeleri aktarırsa tatlı bir hayat sürebileceğini vaadetti.

Şerefsiz pilotumuz kabul etti. Küçük bi pürüz vardı…

Acaba gerçekten pilot muydu? Gerçekten subay mıydı? Ya Yunan istihbaratına sızmak isteyen Türk casusuysa? Ya Çeşme yolundaki tesadüfen temas, tesadüf değilse?

Test etmek gerekiyordu.

Turist ayağıyla bindirdiler bir yata, kıyıları geziyormuş ayağıyla, adı lazım değil, hava üssü bulunan Yunan adasına götürdüler.

Önce sorguladılar.

Sonra uçurdular.

12’den vurduklarını anladılar.

Pilottu, subaydı, süzme haindi.

Kullanmaya başladılar.

Kalenderidis’in talimatıyla, Çiğli ana jet üssünde görevli istihbarat yüzbaşısıyla yakınlık kurdu.

Yüzbaşı ağız ishaliydi, üsteğmen sohbet ediyormuş gibi sorular soruyor, yüzbaşı hiç şüphelenmiyor, bülbül gibi ötüyordu, uçak sayılarını, intikalleri, hatta harekat planlarını bile anlatıyordu, üsteğmen de bu bilgileri

Kalenderidis’e aktarıp, cebini dolduruyordu.

Bilahare, gene Kalenderidis’in hedef talimatıyla, bir deniz astsubayını bağladı. Çok gizli telsiz frekans kodlarına ulaştı, bunları da sattı.

Şahane casusluk yaptığını, kimsenin ruhunun bile duymadığını, tereyağından kıl çeker gibi para kazandığını düşünüyordu ama, aslında MİT tarafından ruh gibi takip ediliyordu.

MİT’in nasıl haberi olmuştu?
Üsteğmen evliydi.
Eşini ihmal ediyordu.
Giyimine kuşamına bir başka önem verir olmuştu.
Eve sık sık geç geliyor, bazen nöbet filan diyerek hiç gelmiyordu. Eşi şüpheleniyordu.

Evli erkekler iyi bilir, kadınların hissiyatından daha yetenekli bir istihbarat teşkilatı henüz icat edilmedi dünyada!

Kocasının kredi kartında maaşından daha fazla harcama olduğunu görmüştü. Kendileri geçim sıkıntısı çekerken, kocası şakır şakır para harcıyordu.

Takip etti…

yazının davamı için

Okumaya Devam Et

Gündem

İBB’den İstanbul trafiğine akıllı çözümler

İBB, İstanbul trafiğini rahatlatmak adına toplu taşıma güzergah ağını verimli hale getirmek, ortalama seyahat süresini ve trafik sıkışıklığını azaltmak amacıyla yeni bir işbirliğine gitti. İBB, ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile yazılım şirketi SAS Türkiye arasında, “İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi Projesi”nde kullanılmak üzere, yaklaşık 5 milyon dolarlık hibe anlaşması imzalandı.

Published

on

By

Reklamlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Amerika Birleşik Devletleri Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile yazılım şirketi SAS Türkiye arasında, “İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi Projesi”nde kullanılmak üzere, 5 milyon 117 bin 887 dolarlık hibe anlaşması imzalandı.

“Yazılım Lisansı Hibe Desteği İmza Töreni”, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABD Ankara Büyükelçisi David Satterfield’ın “fiziki”, diğer yetkililerin de “sanal” katılımıyla gerçekleştirildi. İmamoğlu, imza töreni öncesinde Büyükelçi Satterfield ile beraberindeki heyetle, Saraçhane’deki makam odasında bir araya geldi. Taraflar, kısa sohbetin ardından sanal toplantının yapılacağı salona geçti.

AKILLI ŞEHİRLEŞMEDE ÖNEMLİ BİR MİHENK TAŞI

Sanal katılımcıların konuşmalarının ardından söz alan Büyükelçi Satterfield, İBB ile yapacakları işbirliğinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Başkan İmamoğlu da sözlerine, “Öncellikle bu projede yer alan USTDA, SAS Türkiye ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim” şeklinde başladı. “Pandemi döneminin oluşturduğu bu kritik zamanda, ekonomik çevreler arası işbirliğinin devam edebilmesini çok değerli ve anlamlı buluyorum” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Yeni teknoloji dünyasının olmazsa olmaz alanları olan veri, yapay zeka, ileri analitik çözümleri konularında yapılan faaliyetleri yakından takip ediyorum. Bence artık dünyada hızlı teknolojiye ayak uydurmak için hükümet, yerel yönetimler ve özel sektör beraber hareket etmeli.  Öyle ki, değişen ve gelişen bir dönüşüm söz konusu ve biz bu dönüşüme bir an evvel adapte olmalıyız.  Dünyadaki bu dönüşümün bir ayağı olan akıllı şehirleşme yolculuğunda İstanbul, önemli bir mihenk taşı.  Günümüzde kalabalık metropol şehirlerinden biri olan İstanbul, teknoloji ile beraber akıllı bir kent olma hedefini sürdürüyor. Bu yolda USTDA, İBB ve SAS Türkiye’nin işbirliği çok değerlidir. İstanbul gerek jeopolitik konumu gerekse bünyesinde barındırdığı tarihi miras ile her zaman gözde bir şehir olmuştur.  Ancak bu durum sorunları da beraberinde getirmiştir. Hızla artan nüfus, çarpık kentleşme gibi problemler ciddi bir trafik sorununu ortaya çıkarmıştır.”

İMZA SONRASI “PANDEMİ USULÜ” TOKALAŞMA

Trafik sorununun yaptırdıkları anketlerde ilk sıralarda çıktığını aktaran İmamoğlu, “Bu nedenle ‘İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi Projesi’ çok daha önemli bir hale gelmiştir.  Bu proje ile ortalama seyahat süresini ve trafik sıkışıklığını azaltmak istiyoruz.  Proje sayesinde trafik ışıklarına ihtiyaç duyan anlık müdahaleler yapılabileceğiz. Toplu taşıma kullanan vatandaşlar, yoğun saatlerde en uygun ulaşım çözümlerine erişebilecekler. Bu vesileyle, İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi Projesi’nin hayata geçirilmesinde katkı sağlayan ve bu süreçte emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Projenin İstanbul halkına hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Konuşmaların ardından Başkan İmamoğlu ve Büyükelçi Satterfield, İstanbul trafiğine “akıllı çözümler” sunacak projeyle ilgili hibe sözleşmesini imzaladı. İmamoğlu ve Satterfield, imza sonrasında “pandemi usulü” tokalaştı.

USTDA: Gelişmekte olan ve orta gelirli ülkelerde ekonomik kalkınmayı ve ABD ticari çıkarlarını ilerletmek için 1992 yılında kuruldu. Bağımsız bir kamu kuruluşu olan USTDA’nın 2019 yılı bütçesi, 79 milyar dolardır.

SAS Türkiye: 1976 North Carolina’da kurulan çok uluslu analitik yazılım geliştirme firmasıdır. İş analizi yazılımı ve iş zekâsı pazarında en büyük bağımsız satıcıdır.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar