Connect with us

Gündem

Ekrem İmamoğlu: “İstanbul’un teknoloji ihraç eden bir şehir olmasını istiyorum”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, YGA ve İBB ortak projesi olan Tech İstanbul, ‘Demo Day’ etkinliğine katıldı. 159 girişim arasından seçilen 6 projenin açıkladığı etkinlikte konuşan İmamoğlu, “Bu yapılan yarışma ve sürecin aynı zamanda şehrin ihtiyaçlarına dokunuyor olması da kıymetliydi. Çevre, ulaşım ve enerji gibi şehrin ihtiyaçlarını karşılayan konular üzerinden yürümesi de çok kıymetliydi. Türkiye ve İstanbul’un teknolojiyi ithal eden değil, tam aksine fazlasıyla ihraç eden ülkeye ve şehre dönüşmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Published

on

Reklamlar

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Young Guru Academy (YGA) ve İBB ortak projesi olan Tech İstanbul platformu kapsamında; 159 girişim içerisinden seçilen 6 girişimin daha yeşil ve daha adil bir İstanbul için yaratıcı teknolojilerini açıkladığı etkinliğe katıldı. Youtube üzerinden canlı olarak yayınlanan etkinlikte ayrıca, İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner ve YGA Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Yaman’da birer konuşma yaptı.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ekrem İmamoğlu, İnovasyon ve çağrı sürecinin pandemi sürecinde başlamasına rağmen, kurulan ilişkilerin sağlıklı olduğunun altını çizdi.

İSTANBUL’UN YENİ TEKNOLOJİLERLE KENDİNİ İSPAT ETME ZORUNLULUĞU VAR

Sürece katkı sunanlara ve özellikle gençlere teşekkür ederek konuşmasını sürdüren İmamoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İstanbul’un özellikle yüksek teknoloji sürecine dünya ekseninde, çok iyi bir yerde olmasını, çok iyi bir yerde konumlanmasını arzu ediyoruz. Çünkü dünya gelişiyor. Dünya, yeni teknolojilerle kendini ispat eden şehirlere ihtiyacı var. Bu konuda üstün bir rol ortaya koyma zorunluluğu var İstanbul’un. İstanbul sadece bu anlamada kendi adına bir ihtiyaçtan bahsetmiyor. İstanbul’un yüksek motivasyonunun –bence sorunu coğrafya diye tanımlanan- yakın coğrafyamızı pozitif manada etkiyeceğini düşünüyorum. Bu anlamda biz İstanbul’da bu fırsatların var olduğunun farkındayız. Hem insan kaynağı açısından hem de erişim noktası açısından bakıldığında merkezi bir şehir.”

TEKNOLOJİ İHRAÇ ETMENİN YOLU GENÇLERDEN GEÇİYOR

İBB’nin bahsettiği alanlarda lokomotif olacağı yönünde söz verdiklerini hatırlatan İmamoğlu, teknoloji ihraç eden bir ülke olma hayalini ve bunun geçtiği yolları şu ifadelerle anlattı:

“Biz bu konuda daha da ileriye gitmek istiyoruz. Günün sonunda, ‘Nedir hayaliniz’ deseniz buna ben, ‘Türkiye ve İstanbul’un teknolojiyi ithal eden değil tam aksine kat be kat fazlasıyla ihraç eden ülkeye ve şehre dönüşmesi’ derdim. Bunun yolu da bu aşamalardan geçiyor. Gençlerden geçiyor. Girişimciliği teşvik eden bir modelden geçiyor. Bu yapılan yarışma ve sürecin aynı zamanda şehrin ihtiyaçlarına dokunuyor olması da kıymetliydi. Çevre, ulaşım ve enerji gibi şehrin ihtiyaçlarını karşılayan konular üzerinden yürümesi de çok kıymetliydi. Aynı zamanda etkin bir şekilde sahada bizlerle buluşması da çok değerliydi. Ben de açıkçası şu an itibariyle heyecanla bu günün yarışmacılarını bekliyorum. Her birisinin de yarınlara, yeni girişimcilere umut olacağını görüyorum. Umudun güçlenmesi için ortaya koyulan bu girişimcilik modellerini hayata geçirmekte değerli. Biz bu tarafında da agresif olacağız, ısrarlı olacağız. İnşallah bugün ortaya çıkan ürünleri hayata geçireceğiz ki başta Genel Sekreterimiz olmak üzere bütün yönetici arkadaşlarımızın da bu felsefeyi aynen derinde hissettiğini biliyorum.”

CAN AKIN ÇAĞLAR: “BAŞKANIMIZIN VİZYONUNDAN ÇOK ETKİLENMİŞTİM”

İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ise konuşmasında İstanbul’un dijitalleşmesinin önemine değindi. Başkan İmamoğlu ile tanışma toplantısından da bahseden Çağlar, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“İstanbul, yalnız İstanbul için değildir, Türkiye içindir. Başkanımıza gösterdiği vizyon için teşekkür ediyorum. Destek veren tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Bunları yapmacık bir teşekkür olarak algılamayın. Dijitalleşmeye önem veren birisiyim, başkanımızın bu söylemleri ve vizyonundan çok etkilenmiştim tanışma toplantısında. Tanışma toplantımızda beni en çok etkileyen söylemlerden biri de İstanbul’un dijital bir kent olması. Önceki kamu görevlerimde de dijitalleşmeye önem veren birisiydim. Teşvik edici bir konumda bulunmuştum önceki kamu görevlerimde. Teknolojiyi önce İstanbul’a daha sonra Türkiye’ye daha sonra da dünyaya yayan bir noktada olmak en büyük hayalimdi. Tekrardan emeği geçen herkese teşekkür ederim.”

EROL ÖZGÜNER: “İNŞALLAH İSTANBUL’DAN ÇİFT KANATLI GİRİŞİMCİLERİNİ İBB’NİN OMUZLARINDA YÜKSELTİRİZ”

Etkinlikte konuşan İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner de “Başkanımız ile beraber İstanbul’u teknoloji şehri yapma vizyonu ile hareket ediyoruz” dedi. Sürece katkı sağlayan herkese teşekkür eden Özgüner, “Tech İstanbul’da yoğun bir çalışma maratonunun ardından bugün görüyorum ki 6 girişim şirketi, iştiraklerimiz ile yolu yarılamış durumda. İnşallah İstanbul’dan çift kanatlı girişimcilerini İBB’nin omuzlarına alarak yükseltir ve dünyaya ulaştırırız” dedi.

159 GİRİŞİM ARASINDAN SEÇİLEN 6 PROJE

Kodeco: Temiz enerji ve akıllı teknolojilerle geleceğin ulaşım çözümlerini geliştirmek amacıyla kurulmuş bir tekno-girişim firmasıdır.
Reengen: Enerji değer zincirinde üretimden tüketime kadar uçtan uca veri analizi çözümleri sunar.
BakTek: Mikrobiyolojiyi ileri teknoloji kullanarak atık su sistemlerinin daha verimli çalışmasını sağlayan inovatif ürünler geliştirir.
Stroma: Kazaları azaltmak için sürücü ve işçi davranışını analiz eden yapay zeka tabanlı bir arayüzdür.
Bluedot: Elektrikli araç şarj cihazlarını sürücülerle en uygun şekilde bağlar.
Duckt: Tak&çalıştır evrensel adaptörü ve IoT şarj çözümüyle kamusal alanın düzenlenmesi ve MaaS için daha iyi bir deneyim sağlar.

Gündem

FinCEN belgeleri TBMM gündeminde: Rüşvet alanlar kimler?

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, ülkeler arasındaki kara para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na(FinCEN) ait belgelere ilişkin TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Published

on

By

Reklamlar

Ülkeler arası para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran FinCEN belgeleri dünya gündeminde büyük yankı yarattı.

ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na (FinCEN) ait belgeler tüm dünyada 2 trilyon dolarlık para transferi yapan 20 isme işaret ederken, bu isimlerden biriside Türkiye’de sıklıkla rüşvet haberleriyle gündem olan Rıza Sarraf. Belgelere göre kara para trafiğinin Türkiye hattında 20 milyar dolarlık bir trafik mevcutken, bu para ticaretinde 800 milyon dolar da rüşvet dağıtılmış.

RÜŞVET BELGELERİ İSTENDİ Mİ?

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak cevaplandırması istemiyle Meclis Başkanlığı’na önerge sunan CHP’li Ali Öztunç, “Türkiye, 800 milyon dolarlık rüşvet belgelerini istemiş midir?” sorusunu yöneltti.

Öztunç’un önergesi ve kamuoyu adına yanıt beklediği sorular şu şekilde:

* Türkiye, ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’ndan (FinCEN) 20 milyar dolarlık para aklama ve 800 milyon dolarlık rüşvet belgelerini istemiş midir?

* İstemiş ise bu konuda ne tür bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz? İstememiş ise neden istenmemiştir?

* FİNcen’in açıkladığı belgelerde isimleri geçen kişi ve kuruluşlar hakkında MASAK herhangi bir çalışma yapmış mıdır?

* Para trafiğine aracılık eden ve rüşvet alanlar kimlerdir? Bu kişiler arasında devlet kademesinde görev yapmış veya hala görevde olan bakan ve bürokrat var mıdır?

Okumaya Devam Et

Gündem

Alacağı için çocukları kaçırıp, plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı

Ali B. borcunu ödemeyen akrabasının iki çocuğunu kaçırdı. 6 ve 8 yaşlarındaki çocukların ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağlayan adam, çocukların saçlarını da jiletle kazıyıp fotoğrafları babalarına yolladı.

Published

on

By

Reklamlar

Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Sümer Mahallesi’nde 18 Eylül günü iddiaya göre Ali B. (35), borç verdiği kuzeni S.Ş.’nin (33) eşi B.Ş.’den (36) 7 bin 150 TL’den parayı geri istedi. Parayı vermeyen B.Ş., Ali B. tarafından önce 13 bin TL daha sonra 17 bin TL ve 27 bin TL´lik senetlere imza atmaya zorlandı.

B.Ş.’nin senetleri imzalamayı reddetmesi üzerine öfkelenen Ali B., akşamüstü evlerinin önünde oyun oynayan H.Ş. (8) ve Ç.Ş.’yi (6) kandırarak evine götürdü. Ali B., evinde rehin tuttuğu çocukların saçlarını jiletle kazıdıktan sonra ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı. Aileye gözdağı vermek amacıyla çocukların fotoğrafını çeken Ali B., fotoğrafları B.Ş.’ye yolladıktan sonra çocukları serbest bıraktı.

REHİN ALDI

B.Ş.’den kredi çekip, borcunu ödemesini isteyen Ali B., olumsuz yanıt alınca 21 Eylül’de kaçırıldı. Eşinin rehin tutulduğunu öğrenen S.Ş., durumu polise bildirdi. İhbar sonrası emniyet ekipleri, Ali B.’nin evine düzenlediği operasyonda B.Ş.’yi kurtardı ve olaya karıştığı öne sürülen Erdal A.’yı da yakaladı.

TEHDİT ETTİ

Yaşadıklarını anlatan B.Ş., çocuklarını zorla alıkoyan Ali B.´nin kendisine fotoğraflar çekip attığını belirterek, “Çocuklarımın ellerini iple bağlayıp telefonuma fotoğraflarını attı. ‘Ben milletin parasını yemeyi severim, tefeciyim’ dedi. Çocuklarım aşağıda oynarken evine çağırmış. Çocuklarımın saçlarını jiletle kesmiş. Ellerini bağlamış. Bu zamana kadar kavga olmasın, diye hep alttan aldım. Yaptığı her şeye göz yumduk. 15 gün önce beni de evine götürüp saçlarımı jilete vurdu” dedi.

ZORLA TUTUYORDU

S.Ş. ise Ali B.’nin kendilerini devamlı tehdit ettiği için çok korktuğunu belirterek, “‘Ben senin akrabanım. Neden böyle yapıyorsun?’ dedim. ‘Ben faize para vermiyorum’ dedi. Böyle demesine rağmen parayı hep yükseltti. Kaçmamızdan korkuyordu. Bize `Hadi kaçtınız, sizi bulamadım, ne olacak?´ deyip gece 4´e kadar evde kontrol altında tutuyordu” diye konuştu.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ali B. ile kendisine yardım eden Erdal A., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

Erdoğan’a hakaret eden Yunan gazetesinin köşe yazarı kim çıktı?

18 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a manşetten küfür eden Yunan gazetesi Dimokratia’nın en önemli yazarlarından biri, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan Şam’dan ayrıldıktan sonra Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğine sığınmasını sağlayan ve devam eden süreçte de desteğini esirgemeyen, tescilli Türkiye karşıtı, Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis olduğu ortaya çıktı.

Published

on

By

Reklamlar

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a manşetinden ettiği küfürle gündeme gelen Atina merkezli Dimokratia gazetesinin en önemli yazarlarından biri olan Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis‘i köşesine taşıdı.

Özdil yazısında Kalenderidis ile ilgili olarak, “Yunanistan’dan Kenya’ya uçarken, Kenya’da elçilikte saklanırken, yanında sürekli Kalenderidis vardı” ifadelerine kullandı.

Kalenderidis’in ‘Kardeşim Apo’ adlı bilr kitap yazdığının da altını çizen Özdil, “İzmir’de görev yaparken defalarca Suriye’ye giden, Bekaa vadisinde Apo’yla görüşen, Yunan gizli servisiyle PKK’nın kontağını sağlayan kişi, Kalenderidis’ti” ifadelerine yer verdi.

İşte Özdil’in “Sinkaf” başlıklı o yazısı

Sıcak bir yaz günüydü.

30’lu yaşlarda, sarışın güzel bir kadın direksiyondaydı, eski yoldan Çeşme’ye gidiyordu.

Otomobilinin hafif sağa çektiğini hissetti, kenara yanaştı, baktı, lastiği inmişti.

Hay Allah, ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünürken, yanından geçen otomobil az ilerde durdu, geri geri geldi, sürücüsü indi.

Genç bir delikanlıydı.
“Yardım edebilir miyim?” diye sordu.
Kadın kırık dökük Türkçesiyle konuştu, “çok mutlu olurum” dedi. Delikanlı stepneyi çıkarıp, lastiği değiştirirken sohbet ettiler. Kadın Yunan’dı.

Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosluğu’nda çalışıyordu.

Delikanlı ise, pilottu, Türk Hava Kuvvetleri’nde üsteğmendi.

İş bitti, el sıkışıp ayrılırlarken, kadın telefon numarasını verdi, müsait olduğunuzda bir teşekkür kahvesi ısmarlamak isterim dedi.

Yoldaki bu büyük tesadüfle, çok büyük bir balık yakaladığının farkındaydı. Bir kaç gün sonra Alsancak’ta buluştular.

Kahvelerini yudumlarken yanlarına biri geldi, “a-aa merhaba” dedi, sanki oradan geçiyormuş da tesadüfen denk gelmiş gibi davrandı.

Halbuki bu defa, tesadüf mesadüf yoktu.

Savvas Kalenderidis’ti.

Kendisini Yunan Başkonsolosluğu’nun ticaret ataşesi olarak tanıttı.

Anadili gibi, pürüzsüz Türkçe konuşuyordu.

Çünkü ticaret ataşesi filan kamuflajdı, Yunan gizli servisinin casusuydu, rütbesi yarbaydı.

Sarışın kadına yılışan salak pilotumuz, çapkınlık yapayım derken oltaya takılmıştı.

Kalenderidis alttan girdi üstten çıktı, paranın ucunu gösterdi, pilotu angaje etti; istenen belgeleri aktarırsa tatlı bir hayat sürebileceğini vaadetti.

Şerefsiz pilotumuz kabul etti. Küçük bi pürüz vardı…

Acaba gerçekten pilot muydu? Gerçekten subay mıydı? Ya Yunan istihbaratına sızmak isteyen Türk casusuysa? Ya Çeşme yolundaki tesadüfen temas, tesadüf değilse?

Test etmek gerekiyordu.

Turist ayağıyla bindirdiler bir yata, kıyıları geziyormuş ayağıyla, adı lazım değil, hava üssü bulunan Yunan adasına götürdüler.

Önce sorguladılar.

Sonra uçurdular.

12’den vurduklarını anladılar.

Pilottu, subaydı, süzme haindi.

Kullanmaya başladılar.

Kalenderidis’in talimatıyla, Çiğli ana jet üssünde görevli istihbarat yüzbaşısıyla yakınlık kurdu.

Yüzbaşı ağız ishaliydi, üsteğmen sohbet ediyormuş gibi sorular soruyor, yüzbaşı hiç şüphelenmiyor, bülbül gibi ötüyordu, uçak sayılarını, intikalleri, hatta harekat planlarını bile anlatıyordu, üsteğmen de bu bilgileri

Kalenderidis’e aktarıp, cebini dolduruyordu.

Bilahare, gene Kalenderidis’in hedef talimatıyla, bir deniz astsubayını bağladı. Çok gizli telsiz frekans kodlarına ulaştı, bunları da sattı.

Şahane casusluk yaptığını, kimsenin ruhunun bile duymadığını, tereyağından kıl çeker gibi para kazandığını düşünüyordu ama, aslında MİT tarafından ruh gibi takip ediliyordu.

MİT’in nasıl haberi olmuştu?
Üsteğmen evliydi.
Eşini ihmal ediyordu.
Giyimine kuşamına bir başka önem verir olmuştu.
Eve sık sık geç geliyor, bazen nöbet filan diyerek hiç gelmiyordu. Eşi şüpheleniyordu.

Evli erkekler iyi bilir, kadınların hissiyatından daha yetenekli bir istihbarat teşkilatı henüz icat edilmedi dünyada!

Kocasının kredi kartında maaşından daha fazla harcama olduğunu görmüştü. Kendileri geçim sıkıntısı çekerken, kocası şakır şakır para harcıyordu.

Takip etti…

yazının davamı için

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar