Connect with us

Gündem

Depremzedeler eksi 15 derece soğukla mücadele ediyor

Elazığ’da bazı depremzedeler odun, kömür, gıda yardımı sıkıntısı çektiklerini söylerken bazıları çadırlarını terk etti

Published

on

Reklamlar

24 Ocak’ta Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından kenti etkisi altına alan soğuk hava depremzedeler için yaşamı zorlaştırıyor. Dün akşamdan beri yoğun kar yağışı devam ederken, bazı depremzedeler odun, kömür, gıda yardımı sıkıntısı çektiklerini söylerken bazıları çadırlarını terk etti. Yaptıkları başvuru sonrası, yetkililerin “Biz size döneceğiz” dediklerini, ancak yanıt alamadıklarını iddia ettiler.

Eşinin askerde olduğunu ve çocuğuyla mağdur olduğunu belirten Zeynep Uçar,“Odun, kömür, gıda yardımı alamama sıkıntımız var. Çok yere başvuru yaptık ama ‘Biz size döneceğiz, arayacağız’ dediler ama bir gelişme yok. Birçok insan beş yerine on alıyor, on yerine on beş alıyor ama buraya hiçbir yardım gelmiyor” dedi.

Sözcü’den Evren Demirdaş’ın haberine göre zor şartlarda hayatını sürdüren bazı depremzedelerin özellikle ısınma konusunda sıkıntı yaşadığı görüldü. Yetkililer depremzedelerin soğuklardan etkilenmemesi için çalışmalarını hızlandırırken, zaman zaman aksaklıkların yaşandığı görüldü.

Çatalçeşme Mahallesi sakinlerinden Hasan Tekbaş, depremin olduğu günden bu yana kendilerine yeterli yardım gelmemesinden yakındı. Çadırını eski elbiseleri yakarak ısıtmaya çalıştığını söyleyen Hasan Tekbaş, “Sıkıntılarımız çok. Sobamız yok, para yardımı gelmiyor, erzak geliyor ama bize ulaşmıyor. Bunları kim götürüyor, kimlere veriliyor?” diyerek tepki gösterdi.

Gazetecilere polis takibi

Çadırların bulunduğu bölgede polis ekiplerinin herhangi bir olayın yaşanmaması için denetimlerini arttırdığı gözlendi. Bölgedeki çadırları ziyaret eden gazetecilere de GBT (Genel Bilgi Taraması) yapıldı. Depremzedeleri ziyaret eden gazetecilere polislerin de eşlik etmesi dikkatlerden kaçmadı.

Elazığ Valiliği, yoğun kar yağışı nedeniyle engelli, kronik hastalığı bulunan ve hamile olan kamu personelinin bir gün idari izinli sayılmasına karar verdi.

Gündem

FinCEN belgeleri TBMM gündeminde: Rüşvet alanlar kimler?

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, ülkeler arasındaki kara para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na(FinCEN) ait belgelere ilişkin TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Published

on

By

Reklamlar

Ülkeler arası para trafiği ve bankaların bu trafikteki rolünü ortaya çıkaran FinCEN belgeleri dünya gündeminde büyük yankı yarattı.

ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’na (FinCEN) ait belgeler tüm dünyada 2 trilyon dolarlık para transferi yapan 20 isme işaret ederken, bu isimlerden biriside Türkiye’de sıklıkla rüşvet haberleriyle gündem olan Rıza Sarraf. Belgelere göre kara para trafiğinin Türkiye hattında 20 milyar dolarlık bir trafik mevcutken, bu para ticaretinde 800 milyon dolar da rüşvet dağıtılmış.

RÜŞVET BELGELERİ İSTENDİ Mİ?

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı olarak cevaplandırması istemiyle Meclis Başkanlığı’na önerge sunan CHP’li Ali Öztunç, “Türkiye, 800 milyon dolarlık rüşvet belgelerini istemiş midir?” sorusunu yöneltti.

Öztunç’un önergesi ve kamuoyu adına yanıt beklediği sorular şu şekilde:

* Türkiye, ABD Hazinesi’ne bağlı Mali Suçları Araştırma Ağı’ndan (FinCEN) 20 milyar dolarlık para aklama ve 800 milyon dolarlık rüşvet belgelerini istemiş midir?

* İstemiş ise bu konuda ne tür bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz? İstememiş ise neden istenmemiştir?

* FİNcen’in açıkladığı belgelerde isimleri geçen kişi ve kuruluşlar hakkında MASAK herhangi bir çalışma yapmış mıdır?

* Para trafiğine aracılık eden ve rüşvet alanlar kimlerdir? Bu kişiler arasında devlet kademesinde görev yapmış veya hala görevde olan bakan ve bürokrat var mıdır?

Okumaya Devam Et

Gündem

Alacağı için çocukları kaçırıp, plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı

Ali B. borcunu ödemeyen akrabasının iki çocuğunu kaçırdı. 6 ve 8 yaşlarındaki çocukların ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağlayan adam, çocukların saçlarını da jiletle kazıyıp fotoğrafları babalarına yolladı.

Published

on

By

Reklamlar

Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Sümer Mahallesi’nde 18 Eylül günü iddiaya göre Ali B. (35), borç verdiği kuzeni S.Ş.’nin (33) eşi B.Ş.’den (36) 7 bin 150 TL’den parayı geri istedi. Parayı vermeyen B.Ş., Ali B. tarafından önce 13 bin TL daha sonra 17 bin TL ve 27 bin TL´lik senetlere imza atmaya zorlandı.

B.Ş.’nin senetleri imzalamayı reddetmesi üzerine öfkelenen Ali B., akşamüstü evlerinin önünde oyun oynayan H.Ş. (8) ve Ç.Ş.’yi (6) kandırarak evine götürdü. Ali B., evinde rehin tuttuğu çocukların saçlarını jiletle kazıdıktan sonra ellerini plastik kelepçeyle pencere demirine bağladı. Aileye gözdağı vermek amacıyla çocukların fotoğrafını çeken Ali B., fotoğrafları B.Ş.’ye yolladıktan sonra çocukları serbest bıraktı.

REHİN ALDI

B.Ş.’den kredi çekip, borcunu ödemesini isteyen Ali B., olumsuz yanıt alınca 21 Eylül’de kaçırıldı. Eşinin rehin tutulduğunu öğrenen S.Ş., durumu polise bildirdi. İhbar sonrası emniyet ekipleri, Ali B.’nin evine düzenlediği operasyonda B.Ş.’yi kurtardı ve olaya karıştığı öne sürülen Erdal A.’yı da yakaladı.

TEHDİT ETTİ

Yaşadıklarını anlatan B.Ş., çocuklarını zorla alıkoyan Ali B.´nin kendisine fotoğraflar çekip attığını belirterek, “Çocuklarımın ellerini iple bağlayıp telefonuma fotoğraflarını attı. ‘Ben milletin parasını yemeyi severim, tefeciyim’ dedi. Çocuklarım aşağıda oynarken evine çağırmış. Çocuklarımın saçlarını jiletle kesmiş. Ellerini bağlamış. Bu zamana kadar kavga olmasın, diye hep alttan aldım. Yaptığı her şeye göz yumduk. 15 gün önce beni de evine götürüp saçlarımı jilete vurdu” dedi.

ZORLA TUTUYORDU

S.Ş. ise Ali B.’nin kendilerini devamlı tehdit ettiği için çok korktuğunu belirterek, “‘Ben senin akrabanım. Neden böyle yapıyorsun?’ dedim. ‘Ben faize para vermiyorum’ dedi. Böyle demesine rağmen parayı hep yükseltti. Kaçmamızdan korkuyordu. Bize `Hadi kaçtınız, sizi bulamadım, ne olacak?´ deyip gece 4´e kadar evde kontrol altında tutuyordu” diye konuştu.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ali B. ile kendisine yardım eden Erdal A., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Okumaya Devam Et

Gündem

Erdoğan’a hakaret eden Yunan gazetesinin köşe yazarı kim çıktı?

18 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a manşetten küfür eden Yunan gazetesi Dimokratia’nın en önemli yazarlarından biri, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan Şam’dan ayrıldıktan sonra Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğine sığınmasını sağlayan ve devam eden süreçte de desteğini esirgemeyen, tescilli Türkiye karşıtı, Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis olduğu ortaya çıktı.

Published

on

By

Reklamlar

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a manşetinden ettiği küfürle gündeme gelen Atina merkezli Dimokratia gazetesinin en önemli yazarlarından biri olan Yunan istihbaratçı Savas Kalenderidis‘i köşesine taşıdı.

Özdil yazısında Kalenderidis ile ilgili olarak, “Yunanistan’dan Kenya’ya uçarken, Kenya’da elçilikte saklanırken, yanında sürekli Kalenderidis vardı” ifadelerine kullandı.

Kalenderidis’in ‘Kardeşim Apo’ adlı bilr kitap yazdığının da altını çizen Özdil, “İzmir’de görev yaparken defalarca Suriye’ye giden, Bekaa vadisinde Apo’yla görüşen, Yunan gizli servisiyle PKK’nın kontağını sağlayan kişi, Kalenderidis’ti” ifadelerine yer verdi.

İşte Özdil’in “Sinkaf” başlıklı o yazısı

Sıcak bir yaz günüydü.

30’lu yaşlarda, sarışın güzel bir kadın direksiyondaydı, eski yoldan Çeşme’ye gidiyordu.

Otomobilinin hafif sağa çektiğini hissetti, kenara yanaştı, baktı, lastiği inmişti.

Hay Allah, ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünürken, yanından geçen otomobil az ilerde durdu, geri geri geldi, sürücüsü indi.

Genç bir delikanlıydı.
“Yardım edebilir miyim?” diye sordu.
Kadın kırık dökük Türkçesiyle konuştu, “çok mutlu olurum” dedi. Delikanlı stepneyi çıkarıp, lastiği değiştirirken sohbet ettiler. Kadın Yunan’dı.

Yunanistan’ın İzmir Başkonsolosluğu’nda çalışıyordu.

Delikanlı ise, pilottu, Türk Hava Kuvvetleri’nde üsteğmendi.

İş bitti, el sıkışıp ayrılırlarken, kadın telefon numarasını verdi, müsait olduğunuzda bir teşekkür kahvesi ısmarlamak isterim dedi.

Yoldaki bu büyük tesadüfle, çok büyük bir balık yakaladığının farkındaydı. Bir kaç gün sonra Alsancak’ta buluştular.

Kahvelerini yudumlarken yanlarına biri geldi, “a-aa merhaba” dedi, sanki oradan geçiyormuş da tesadüfen denk gelmiş gibi davrandı.

Halbuki bu defa, tesadüf mesadüf yoktu.

Savvas Kalenderidis’ti.

Kendisini Yunan Başkonsolosluğu’nun ticaret ataşesi olarak tanıttı.

Anadili gibi, pürüzsüz Türkçe konuşuyordu.

Çünkü ticaret ataşesi filan kamuflajdı, Yunan gizli servisinin casusuydu, rütbesi yarbaydı.

Sarışın kadına yılışan salak pilotumuz, çapkınlık yapayım derken oltaya takılmıştı.

Kalenderidis alttan girdi üstten çıktı, paranın ucunu gösterdi, pilotu angaje etti; istenen belgeleri aktarırsa tatlı bir hayat sürebileceğini vaadetti.

Şerefsiz pilotumuz kabul etti. Küçük bi pürüz vardı…

Acaba gerçekten pilot muydu? Gerçekten subay mıydı? Ya Yunan istihbaratına sızmak isteyen Türk casusuysa? Ya Çeşme yolundaki tesadüfen temas, tesadüf değilse?

Test etmek gerekiyordu.

Turist ayağıyla bindirdiler bir yata, kıyıları geziyormuş ayağıyla, adı lazım değil, hava üssü bulunan Yunan adasına götürdüler.

Önce sorguladılar.

Sonra uçurdular.

12’den vurduklarını anladılar.

Pilottu, subaydı, süzme haindi.

Kullanmaya başladılar.

Kalenderidis’in talimatıyla, Çiğli ana jet üssünde görevli istihbarat yüzbaşısıyla yakınlık kurdu.

Yüzbaşı ağız ishaliydi, üsteğmen sohbet ediyormuş gibi sorular soruyor, yüzbaşı hiç şüphelenmiyor, bülbül gibi ötüyordu, uçak sayılarını, intikalleri, hatta harekat planlarını bile anlatıyordu, üsteğmen de bu bilgileri

Kalenderidis’e aktarıp, cebini dolduruyordu.

Bilahare, gene Kalenderidis’in hedef talimatıyla, bir deniz astsubayını bağladı. Çok gizli telsiz frekans kodlarına ulaştı, bunları da sattı.

Şahane casusluk yaptığını, kimsenin ruhunun bile duymadığını, tereyağından kıl çeker gibi para kazandığını düşünüyordu ama, aslında MİT tarafından ruh gibi takip ediliyordu.

MİT’in nasıl haberi olmuştu?
Üsteğmen evliydi.
Eşini ihmal ediyordu.
Giyimine kuşamına bir başka önem verir olmuştu.
Eve sık sık geç geliyor, bazen nöbet filan diyerek hiç gelmiyordu. Eşi şüpheleniyordu.

Evli erkekler iyi bilir, kadınların hissiyatından daha yetenekli bir istihbarat teşkilatı henüz icat edilmedi dünyada!

Kocasının kredi kartında maaşından daha fazla harcama olduğunu görmüştü. Kendileri geçim sıkıntısı çekerken, kocası şakır şakır para harcıyordu.

Takip etti…

yazının davamı için

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar