Connect with us

Sağlık

Çiğ süt buzdolabında kaç gün dayanır? Bozulduğu nasıl anlaşılır?

Published

on

Reklamlar

Süt, yağlılık oranı ve geçtiği işlemlere göre dayanma süresi büyük oranda değişken bir üründür. Bu konuda doğru türdeki süt ile ilgili bilgileri okuduğunuzdan emin olun. Çiğ süt sağıldıktan sonra oda sıcaklığında 4-6 saat dayanabilir, kaynatılırsa 6-12 saat dayanabilir.

Çiğ Süt buzdolabında 12-24 saat, havasız kapta 3-7 gün dayanabilir.

Çiğ sütün bozulduğu nasıl anlaşılır?

Sütün bozulduğunu anlamak için öncelikle basitçe duyularınızı kullanın. Sütte mandıra kokusuna benzer ağır bir koku var ise, tadında ekşime veya acılık var ise süt bozulmuştur.

Kıvamında değişim var ise, topaklanma olmuşsa muhtemelen bozulmuştur. Renginde sararma veya koyulaşma var ise diğer testleri yapmadan kesinlikle tüketmeyin.

Görünüş ve kokusundan emin olamadığınızda kaynatma testi uygulayın. Bir kaynatma kabı veya cezveye bir miktar süt koyun ve kaynatmaya başlayın. Süt kaynama noktasını geçtikten sonra kıvamında bir değişim var ise, su/süt/yağ birbirinden ayrışıp farklı bir kıvam oluşturuyorsa süt kesmiştir, bozulmuştur.

Çiğ süt nasıl saklanmalı?

Çiğ sütü iyice kaynattıktan sonra hemen temiz cam kavanozlara doldurur ve soğuduktan sonra buz dolabına koyarsanız, 1 haftaya kadar taze kalabilir. Yine de daha kısa sürede tüketmenizi öneririz.

Çiğ süt buzluğa konur mu?

Sütü dondurmak tamamen güvenli olmasına karşın, yağ ve sulu kısımların ayrışarak donmasına neden olacağından sütün dokusunda ve tadında değişikliğe sebep olacaktır. Eğer daha uzun saklamak amacıyla illa ki buzluğa atmak isterseniz temiz kap/poşetlere doldurarak buzlukta en fazla 3 ay kadar taze saklayabilirsiniz.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Mutfakta bu 10 alışkanlığa dikkat!

Hemen hepimiz için mutluluk kaynağıdır mutfağa girip birbirinden lezzetli yemekler yapmak. Ancak dikkat! Yemekleri hazırlarken, pişirirken ve tüketirken yaptığımız bazı hatalar besin değerinin azalmasına, hatta tümüyle kaybolmasına neden olabilir! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz besinlerin değerini düşüren 10 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Published

on

Reklamlar

Hayatımızı sürdürebilmek için vücudumuzun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin çoğunu besinlerden, özellikle de sebze ve meyvelerden alıyoruz. Covid-19 pandemisinde, bağışıklığı destekledikleri için C vitamini, B2 ve folik asit gibi bileşenler daha da önem kazanıyorlar. Ancak besinleri hazırlarken veya tüketirken yaptığımız bazı hatalar, besin değeri kayıplarına yol açabiliyor. Peki besinlerin değerlerini korumak için nelere dikkat etmemiz, nelerden kaçınmamız gerekiyor?

Yanlış: Kabuklarını soymak

Doğrusu: Birçok vitamin ile mineral, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuklarında veya kabuklarının hemen altındaki iç kısımlarında bulunuyor. Bunlar, vitamin ve mineralin yanı sıra lif almamıza da katkı sağlıyorlar. Bu nedenle sebze ve meyvelerin yenilebilen kabuklarını soymayın. Eğer soymanız gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soymaya özen gösterin. Ancak dikkat! Meyve ve sebzeleri bol suyla yıkayın ve sebze fırçalarıyla fırçalayın ki üzerinde zirai ilaç kalıntısı kalmasın.

Yanlış: Suda uzun süre bekletmek

Doğrusu: Özellikle çilek, dut, ıspanak ve dereotu gibi ince zarlı sebze ve meyveleri suda uzun süre bekletmeyin. Çünkü bazı vitaminler suda çözünürler, bunun sonucunda da besin değerleri azalabilir. Bu tür ince zarlı sebze ve meyveleri suda çok bekletmeden, akan suyun altında yıkayın.

Yanlış: Yeşil yapraklı sebzeleri suyla pişirmek

Doğrusu: Sebze yemeğine ne kadar su konursa vitamin kaybı da o kadar fazla oluyor. Zaten ıspanak ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzelerin su oranları çok yüksek. Dolayısıyla yeşil yapraklı sebzeleri, suyu koruyabilen derecelerde, hiç su ilave etmeden pişirmeye özen gösterin.

Yanlış: Uzun süre pişirmek

Doğrusu: “B vitaminleri ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısıyla kolayca kayba uğruyorlar” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz sözlerine şöyle devam ediyor: “Dolayısıyla sebzeleri mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirmeye dikkat edin. Tencerenin kapağı kapalı olarak pişirdiğinizde ise buhar kaybolmayacak ve pişme süresi kısalacaktır. Bu sayede vitamin kaybı daha az olacaktır”

Yanlış: Haşlama suyunu dökmek

Doğrusu: Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz sebzelerin haşlama suyunu kesinlikle dökmemeniz gerektiğini belirterek, “Sebze suyu dökülürse, C vitamini, B2, folik asit gibi suda eriyen vitaminlerin büyük bir kısmı suya geçtikleri için besin değeri kaybı çok fazla oluyor. Dilerseniz sebzelerin pişme suyunu çorbalara, yemeklere ve soslara da ekleyebilirsiniz” diyor.

Yanlış: Yumurtayı uzun süre haşlamak

Doğrusu: Biyoyararlılığı en yüksek besinlerden olan yumurtayı, sarısının çevresinde yeşil renkte demir sülfür halkası oluşacak kadar uzun süre haşlamayın. Bu demir sülfür halkası oluşumu yumurtadaki demirden faydalanmayı engelliyor. Ancak yumurtayı biotin vitamininin iyi emilmesi ve gıda güvenliği için çiğ de tüketmeyin. İdeal olarak 4-7 dakika haşlamanız yeterli olacaktır.

Yanlış: Çok ince doğramak

Doğrusu: Besin kaybının temel sebebi oksijen, ışık ve ısıdır. Meyve ve sebzelerin iç kısımları oksijen ile ışıktan korunurken, kesildiklerinde bunlara maruz kalıyorlar. “Dolayısıyla ne kadar çok ince doğrarsanız vitamin ve mineral içerikleri de o kadar çok azalır” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, şu öneride bulunuyor: “Sebzeleri büyük parçalar halinde ve ezmeden doğrayın ki besin kaybınız az olsun. Ayrıca kesilmiş meyve ve sebzeleri taze olarak tüketerek ya da serin ve kapalı bir kapta muhafaza ederek kaybı en aza indirebilirsiniz”

Yanlış: Meyve ve sebze suyunu bekletmek

Doğrusu: Sebze ve meyvelerin sularını sıktıktan hemen sonra tüketin, depolamayın. Suyu sıkılan sebze ile meyvelerin ışık ve oksijenle temasları artacağı için vitamin içerikleri kayba uğruyor ve posa içerikleri de azalıyor. Bu nedenle meyvenin kendisini bütün olarak tüketmek en besleyici yoldur.

Yanlış: Kuru baklagilleri süt grubuyla tüketmek

Doğrusu: Mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi kuru baklagilleri süt ürünleriyle tükettiğinizde demir emiliminde azalma olabiliyor. İyi bir non-hem demir (bitkisel kaynaklı demir)kaynağı olan kuru baklagilleri yeşillik, biber ve limon gibi C vitamini kaynaklarıyla tüketmek demir emilimini arttırıyor ve bu mineralden maksimum fayda sağlanmasına yardım ediyor.

Yanlış: Sebzeleri kapalı torbada saklamak

Doğrusu: Sebzelerin nefes almaya ihtiyaçları var. Bu yüzden sebze koyduğunuz plastik torbalarda delikler açmanız ya da sebzeleri file torbalarda saklamanız en doğrusu. Ayrıca hepsini dar bir alanda sıkışık bir şekilde saklamanız da sebzelerin hızla bozulmasına yol açacaktır.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Midenizin verdiği işaretleri önemseyin

Memorial Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Taşkesen, mide kanseri ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Published

on

Reklamlar

Midede şişkinlik, hazımsızlık veya çok az yemek yenmesine rağmen yaşanan erken doyma hissi gibi durumlar çoğu zaman önemsenmeyebiliyor. Farklı nedenlerden de kaynaklanabilen ancak mide kanserinin ilk belirtileri arasında yer alan bu şikayetler konusunda bilinçli olmak ve erken dönemde doktora başvurmak hayat kurtarıcı olabiliyor.

Midenizdeki ağrının nedenini öğrenin

Mide kanseri hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Bu nedenle vücudun verdiği en küçük sinyal bile erken teşhis bakımından çok önemlidir. Mide kanserinin ilk bulguları arasında ağrı olmayabilir ancak özellikle yemeklerden sonra artan ağrılar dikkate alınmalıdır. Mide ağrısı; enfeksiyon, ishal, kabızlık gibi bağırsak sorunları, stres, reflü, safra veya böbrek taşı gibi bir çok nedenden kaynaklanabilmektedir. Ancak mide kanseri belirtisi olsun ya da olmasın, bütün bu ağrıların vücutta bir probleme işaret edebileceği unutulmamalıdır.

Hemen doyuyorum diyorsanız dikkat!

İştahsızlık birçok nedenden kaynaklanabilmektedir. Ancak sofraya aç oturup birkaç lokma yedikten sonra iştahın kaybolması, çok kısa sürede yaşanan erken doyma hissi ve karnın üst bölgesinde yaşanan şişkinlik mide kanseri riski bakımından ihmal edilmemelidir. Mide tümörü bazen büyüyerek tüketilen besinlerin ince bağırsağa geçmesini önleyebilmekte ve erken doyma hissine yol açabilmektedir.

Hızla verilen kilonun nedenini araştırın

Diyet veya spor yapmadan nedeni açıklanamayan kilo kayıpları Tip 1 diyabet, Crohn hastalığı gibi birçok sebeple görülebilmektedir. Nedeni açıklanamayan hızlı kilo kayıpları, mide kanseri ihtimali yönünden araştırılması gereken sorunlar arasında yer almaktadır. Bu hızlı ve aşırı kilo kayıpları sadece mide kanseri belirtisi değil birçok kanserin de işareti olabilmektedir.

Geçmeyen mide ekşimesi ve hazımsızlık şikayetleri varsa…

Mide ekşimesi, hazımsızlık gibi şikayetler pek çok insanda ortaya çıkabilmektedir. Bu tür sorunlar genellikle reflü veya ülser gibi farklı hastalıklardan kaynaklansa da, bazen mide kanserinin ilk belirtileri arasında olabilmektedir. Uzun süre geçmeyen mide ekşimesi ve hazımsızlık şikayetleri için uzman bir doktora başvurmak mide kanserinin erken teşhisi bakımından hayati önem taşımaktadır.

Yediklerinizi hemen kusuyor musunuz?

Mide bulantısı ve kusma ilk bakışta mide kanseri belirtisi olmayabilir. Birçok farklı nedenden dolayı bulantı veya kusma yaşanabilir. Ancak yemeklerden hemen sonra yaşanan bulantı ve kusma ciddiye alınması gereken bir şikayettir. Tümörün büyüyerek mide girişini daralttığı durumlarda yutma güçlüğü, midenin çıkış noktasını tuttuğu durumlarda bulantı ve kusma yaşanabilmektedir. Bunun yanı sıra şişkinlik ve bağırsak hareketleri ile ilgili olarak ishal ve kabızlık gibi problemler de yaşanabilmektedir.

Uzun süreli iştahsızlık ve halsizliği ihmal etmeyin

Birkaç gün süren iştahsızlık ve halsizlik, stres veya enfeksiyon hastalıkları gibi durumlardan kaynaklanabilir. Ancak uzun süren iştahsızlık ve halsizlik, birçok kanserin işareti olabildiği gibi mide kanserinin de belirtileri arasındadır. Bunun yanında kilo kaybı gibi diğer sorunlar da varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

Dışkıda kan görülüyorsa…

Dışkıda kan görülmesi hiçbir zaman ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Dışkıdaki kan, mide kanserinin belirtisi olabileceği gibi bağırsak ve çevresindeki ciddi bir sorundan da kaynaklanabilir. Uzun süreli kanamalarda hastada anemi yaşanabilir. Kanamanın fark edilemediği durumlarda; nefes nefese kalmak, cilt renginin soluklaşması gibi kansızlığa bağlı şikayetlere dikkat edilmelidir. Bazı hastalarda kan pıhtısı oluşma ihtimali daha yüksektir. Ani göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bacakların şişmesi durumunda acil olarak kanın pıhtılaşmasını önlemek gerekir.

Mide kanserinin erken teşhis edilmesi, tedavi başarısında büyük bir etkendir. Bu konuda tecrübeli uzmanların kontrolünde, tam donanımlı merkezlerde yürütülen başarılı uygulamalar sayesinde hastalar kısa sürede iş ve sosyal yaşamlarına dönüş yapabilmektedir. Hastaların tedavi protokollerine uymanın yanı sıra beslenmeden fiziksel aktivite durumuna pek çok anlamda yaşam tarzı değişikliklerine gitmesi çok önemlidir.

Okumaya Devam Et

Gündem

İstanbul Eczacı Odası uyardı: “İnternette satılan vitaminlerin yüzde 99’u sahte”

Eczacılar Odası: “Bakanlığın internet sitelerinden satılan bu tip ürünlerin yüzde 99’unun sahte olduğu yönünde net açıklamaları var.”

Published

on

İstanbul Eczacı Odası uyardı: "İnternette satılan vitaminlerin yüzde 99’u sahte"
Reklamlar

Pandemi sürecinde vitamin ve gıda takviyelerine olan talebin 5 kat arttığını belirten İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu, bu dönemde ağırlıklı olarak multivitaminler ve C vitamininin tercih edildiğini söyledi. İnternet üzerinden satılan vitaminler konusunda da uyaran Sarıalioğlu, “Sağlık Bakanlığımızın internet sitelerinden satılan bu tip ürünlerin yüzde 99’unun sahte olduğu yönünde net açıklamaları var. O nedenle bu ürünler mutlaka hekim kontrolünde, eczanelerden alınmalı” ifadelerini kullandı.

Gripten ve Koronavirüs’ten korunmak amacıyla vitamin ilaçlarının kullanımının arttığını belirten İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Cenap Sarıalioğlu, bu ürünlerin mutlaka hekim ya da eczacı danışmanlığında alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Mutlaka hekim ya da eczacı danışmanlığında alınmalı”

Geçen yıllarla kıyaslandığında mart ayından bu yana vitamin ve gıda takviyesi kullanımında 4-5 katlık bir artış olduğunu ifade eden Sarıalioğlu, “Direkt bağışıklığı etkileyen gıda takviyelerine, C vitaminlerine talep arttı. Bu tip gıda takviyesi dediğimiz ürünlerin özellikle kronik hastaların kullandığı ilaçlarla etkileşimleri söz konusu olabilir. Her hasta bağışıklık güçlendirici her ilacı kullanamaz. Bunların mutlaka hekim ya da eczacı danışmanlığında alınması gerekir” uyarısında bulundu.

“İnternette satılan bu ürünlerin yüzde 99’u sahte”

İnternet sitelerinde çok sayıda vitamin ve gıda takviyesi satışı olduğunu hatırlatan Cenap Sarıalioğlu, şunları söyledi:

“Sağlık Bakanlığımızın internet sitelerinden satılan bu tip ürünlerin yüzde 99’unun sahte olduğu yönünde net açıklamalar mevcut. Biz bu ürünlerin firmalarıyla görüştüğümüzde kendi ürünleri olmadığını söylüyorlar. Dolayısıyla bu ürünlerin nerelerde hangi şartlarda üretildiğini, muhafaza edildiğini, içeriklerini bilme şansımız yok. Bu anlamda hastalarımızın ‘mutlaka bu ürünleri eczanelerden alın’ diyoruz.”

Eczanelerde 10 liraya satılan bir ürünün internet üzerinde 2 liraya satıldığını belirten Cenap Sarıalioğlu, “Bu da zaten kuşkulanmamıza neden oluyor. Ürünlerin fiyatının bu kadar düşebilmesi gerçekliği anlamında soru işaretine neden oluyor” dedi.

“Vitamin ve gıda takviyelerine ulaşma anlamında bir sıkıntımız yok”

Koronavirüs vakalarının ortaya çıktığı dönemde bazı vitaminlere erişim konusunda yaşanan sıkıntıları da hatırlatan Sarıalioğlu, “O dönem planlamaya uygun bir talep olmadı. Üretim planlamasının çok çok üzerinde bir talep olduğundan kısa bir süre o ürünlere ulaşmakta sıkıntı yaşadık. Firmalar şu anda o konuda tedbirlerini almış durumdalar. Vitamin ve gıda takviyelerine ulaşma anlamında bir sıkıntımız yok” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar